Birinci sura kadar yaşayacağı için, İblis’e nesil verildi.
İblis’in birçok çocukları vardır. Her birinin isimleri ve görevleri vardır.
1. Hanzeb.
Namazda vesvese verir. Namazda böyle bir şey hissedince Allah’a sığın.
2. Velhan.
Temizlikte çok su kullandırarak vesvese verir. Çok su kullandırır,
sonra da gülüp alay eder.
3. Zellenbur.
Bu da çarşılarda esnafa bozuk mal satmayı, yalan yemini,
malını methetmeyi, malın kusurunu gizlemeyi ve insanları aldatmayı
güzel gösterir.
4. Vesnan.
Uyku şeytanıdır. Namaz ve diğer ibadetler için kafayı ve göz kapaklarını
bastırır, zina ve hırsızlık gibi haramlar için insanı uyarır.
5. Betr.
Musibet şeytanıdır. Bağırıp çağırma, yüze tokat vurma gibi cahiliye
adetlerini güzel gösterir.
6. Dasim.
Yemek şeytanıdır. İnsan besmele çekmediğinde, onunla yemek yer,
eve girer, yatakta uyur, besmele ile dürülmemişse elbiseleri giyer,
karı koca arasında düşmanlık meydana getirmeye çalışır.
7. Metun veya mesût.
İnsanlar arasında yalan haberleri yayar, sonra onların aslı çakmaz.
Kişinin her duyduğunu konuşması yalan olarak kendine yeter.
8. El Ebyaz.
Peygamberlere ve velilere musallat olan şeytandır.
Peygamberlere bir zararı dokunamaz, veliler ise onunla mücadele ederler.
Allah’ın korudukları selâmettedir, korumadıkları ise sapıtırlar
(Gazali’nin Bidayet-ül Hidaye şerhi).
Kaynak : Tefcirut-Tesnim c.1 s.19
Rabbim cümlemizi şerlerinden Muhafaza eylesin Amin
Cübbeli Ahmet Hocadan
cinler alemi hakkında tüm bilgiler,cinlerden korunma yolları,musallattan kurtulma,cinlerin uzaklaşması için dua ve sesli rukyeler,namei peygamberi,cin mektubu,koruma vefkleri
CiNLER HAKKINDA GENEL BiLGiLER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
CiNLER HAKKINDA GENEL BiLGiLER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İNSANLAR CİNLERLE EVLENEBİLİR Mİ?
"Cinlerle evlilik ve çoluk çocuk sahibi olmak mümkündür. Zira Allah Teala:
"Mallarına, evlatlarına ortak ol" (İsra 64) buyurmuştur.
Hakim et-Tirmizi ve İbn Cerir (et-Taberi) Mucahid'in şöyle dediğini rivayet etmişlerdir:
" Kişi hanımıyla cima ettiğinde besmele çekmezse cin onun cinsel organınına hulul eder ve onunla beraber cima eder."
Bu yüzden Allah Teala:
"Onlardan önce hiçbir insan ve cinin dokunmadığı kadınlar vardır."(Rahman56) buyurmuştur.
Et-Tartuşi, Tahrimu'l-Fevahiş adlı eserinde " Muhannes (Çift Cinsiyetli) Neden Olur" babında şöyle der: "Biz Ahmed b. Muhammed rivayet etti, o; ahmed b. Muhamed el-Kadı'dan, o da İbn Cureyc'den, o Ata'dan, o da ibn Abbas radıyallahu anhuma'dan rivayet etti; İbn Abbas radıyallahu anhuma dedi ki:
"Muhannesler (çift cinsiyetliler) cin çocuklarıdır." İbn Abbas'a:
Bu nasıl olur? diye soruldu. O da şöyle cevap verdi:
"Muhakkak ki Allah ve Rasulü bir kimsenin hanımına hayızlı iken yanaşmasını yasaklamıştır. Eğer hayızlı iken yanaşırsa şeytan ondan önce davranır ve hamile kalır. Bu hamilelikten muhannes doğar."
Buhari ve Muslim, İbn Abbasradıyallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Sizden biriniz hanımına yaklaşmak istediği zaman" Bismillah, Allah'ım şeytanı akla bizden ve bizi rızıklandırdığın şeyden uzaklaştır" desin. Zira eğer bu ilişkilerinden çocuk olması takdir edilmişse şeytan ona asla zarar veremez."
Es-Sealibi Fıkhu'l-Luga'da şöyle der: Cinlerle evlilik ile doğan çocuğa "el -Hunnes", insan ile cinlerin sihirbazından dünyaya gelene de "el-Amlük" denilir.
Ebu'l-Meali b. el-Munca el-Hanbeli,Şerhu'l-Hidaye'de, "Benim yanımda bir cin var. Bir erkeğin kadına yanaştığı gibi bana gelir" diyen kadın hakkında: "Ona gusül gerekmez" demiştir. Bazı Hanefiler de inzal ve ihtilam gibi bir sebebin bulunması sebebiyle böyle fetva vermişlerdir.
Müellif (eş-Şibli) dedi ki: "Bunda şüphe vardır. Ona gusül gerekir. Zira inzal olmasa da bir erkekler cima eder gibi cima ettiğini bilmiştir."
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Muhakkak ki sizden mugarrip olanlar vardır" Dedim ki; "Ey Allahın rasulü! Mugarripler nedir? şöyle buyurdu: "Onlar cinlerin ortak olduğu kimselerdir.
İbnu'l-Esir, en-Nihaye'de şöyle demiştir: "Onlara tek damardan girdikleri için veya uzak nesepten geldikleri için magripler denilmiştir." Denildi ki: Cinlerin onlara ortak olması ile kastedilen onlara zinayı emretmesidir. Allah Teala'nın: "Onların mallarına ve evlatlarına ortak ol"(İsra64) buyurması bu yüzdendir.
"Mesud'dan, o da Ebu Said elHudri radıyallahu anh'den rivayet ediyor:
"Ali b. Ebi Talib radıyallahu anh ile beraber Nehrevan'da harurilerle savaştım. Ali radıyallahu anh pazulu şahsı arıyordu.Onun kaçtığını haber verdiler."Onu bulun" dedi. Bundan sonra onu buldular. Dedi ki:
"Onu kim tanır? topluluktan biri:
"Biz onu iyi tanırız. Adı Harkus'tur. Annesi şurada kalır" dedi. Ali radıyalahu anh annesine adam yolladı. Kadına:
"Bunun babası kimdir? dedi."Bilmiyorum. Lakin ben cahiliyyede Medine'de ailemin koyunlarını güdüyordum. Üzerime siyah bir gölge kapandı ve ben ondan hamile kaldım. Bu o hamilelikten doğdu." Allah en iyi bilendir.
Aman ha sakın ha ne onlarla birlikte olmayı ve nede evlenmeyi aklınızın ucundan bile geçirmeyin.benim yaşadığımı bir Allah bilir birde ben.Eger onlardan size bir ilişki etme vesvesesi,evlenme teklifi olursa sakın kabul etmeyin olaki size zorla sahip olmaya kalkarlarsa sakın gevşek davranmayın hemen mücadele edin Ayetel kürsi okuyun Allahı sıgının,düşünceniz bile onlara davettir ve kabul etmektir.onların şehveti insan gibi sakin değil onlar çok azgın sizi eritirler bir deri bir kemik kalırsınız siz istemeseniz yorgun ve uykusuz olsanız bile sizinle zorla ilişkiye girerler dünyanız zindan olur dualar,muskalar ve hocalarda fayda edemez tek çıkar yol Allahın yardımı,ben kışın ortasında balkonda oturup saat 12 den sabah ezanına kadar ayetel kürsi okudum,dualı su içtim tütsü yaptım yine fayda yok o soğukta tir tir titredim 3 gün boyunca bu seansı yaptım ve Allaha çok tevbe istigfar getirdim, sonra bir el sırtıma dokundu ve onları çekip aldı. kendi isteğinizle bu belaya girdiğiniz içinde Allah yardım'da etmeyebilir. bir cinim olsun arkadaşım olsun diyenler siz onları bir tanısanız aslandan kaçar gibi kaçardınız... Yeşil Hoca
CİNLER NE YER NE İÇER
Cinler ne yerler nasıl beslenirler ?
Cinler ne yer sorusuna karşın Kadı Ebu Ya'la buyurur ki: "İnsanlarda olduğu gibi cinler yer, içer ve evlenirler. Genel bilgilerden anlaşılan odur ki bütün cinler böyledir. Bu bir topluluğun görüşüdür. Sonra ihtilaf ederek bazıları şöyle dediler:"Onların yemeleri ve içmeler koklama ve rahatlamadan ibarettir. Yoksa bizim gibi çiğneyip yutma suretiyle değildir. Bu delilsiz bir görüştür. Çoğunluk söyle dedi:"Onlar da çiğner ve yutarlar."Bir grup cinlerin yemediklerini ve içmediklerini savundu. Bu da sakıt bir görüştür. Bir topluluk da dediler ki; Onlardan bir sınıfı yiyip içerler, bir sınıfı ise yiyip içmezler."
İbn Cerir, Vehb b. Munebbih'ten rivayet ediyor: Ona cinler hakkında;
"Cinler ne yer, içer, ölür evlenirler mi? diye sorulduğunda şöyle dedi:
"Onların cinsleri vardır.Onlardan özel bir kısmı rüzgar gibidir, yemez ve içmezler. Bazı cinsleri yerler, içerler, evlenirler ve ölürler. Sihirbazları ve azgınları bu türdendir."
İbn Ebi'd-Dünya, Mekayidu'ş-Şeytan'da,Ebu'ş-Şeyh el-Azamet'de,Yezidb. Cabir'den şöyle dediğini rivayet ettiler:
"Müslümanların aile halkından hiçbiri yoktur ki evlerinin çatısında Müslüman cinler bulunmasın. Aile halkı kahvaltılarını koydukları zaman onlarda iner ve beraber otururlar. Akşam yemeklerini koydukları zaman onlarda iner ve beraber otururlar. Allah ev halkını (cinlerin kötülüklerinden) onlar sayesinde korur."
Ahmed, Ebu'ş-Şeyh ve Tirmizi, Alkame'den rivayet ediyor:
"İbn Mesud'a dedim ki;
"Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'e cin gecesinde arkadaşlık eden kimse oldu mu?" o da:
"Bizden hiç kimse yoktu. Fakat bir gece onu Mekke'de kaybetmiştik. O'na suikast yapıldığına veya kendisine işlenen cinayetin örtüldüğüne hükmettik. Bu yüzden de bir cemaatin geçirdiği en kötü geceyi geçirmiştik. Nihayet sabaha vardığımızda ve sabah üzere iken birden onun Hira tarafından gelmekte olduğunu gördük. İçerisinde bulundukları hali ona anlattılar. Bunun üzerine buyurdular ki:
"Cin davetçiler bana geldi. Ben de kendilerine gidip onlara Kur'andan ayetleri okudum."
Sonra gidip bize onların izlerini ve ateşten eserlerini gösterdi. Cinler Rasullullahu sallallahu aleyhi ve sellem'e azıklarından sordular kendileri Ceziri cinlerinden idi Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Üzerine Allah'ın ismi anılmış her kemik sizin yiyeceğinizdir."Tirmizi'nin lafzında:
"Cinler ne yer sorusuna Et bakımından bol etli olarak elinize geçen üzerine besmele çekilmiş her kemik sizin azığınızdır. Cinler ne yer sorulursa her türlü tezek ve ters de hayvanlarınızın yiyeceğidir." Ziyadeside vardır.Rasullullah sallallahu aleyhi ve sellem sözünü şöyle sürdürdü.
Bu iki madde ile taharetlenmeyiniz çünkü onlar cin kardeşlerinizin yiyeceğidir.
Bazı alimler Müslim'in rivayeti ile Tirmizi'nin rivayetidir.
Birincisi müminler hakkında, ikincisi ise başkaları hakkındadır diyerek birleştirdiler.
Suheyli dedi ki "Bu hadislerde kastedilen doğru bir görüştür."
Buhari, Ebu Hureyre radıyallahu anh'deen rivayet ediliyor ;
Nebi sallallahu aleyhi ve sellem ona taharetlenmek için taş getirmesini emretti ve ona şöyle buyurdu.
"Bana kemik ve tezek getirme" dedim ki ;
"Kemik ve tezeğin neyi var?" şöyle buyurdu ;
"O ikisi cinlerin yiyeceğidir.Nusaybin cinleri bana geldiler onlar ne iyi cinlerdi bana azıkları hakkında sordular.Allah'u Teala'ya kemik ve tezeğin onlar için bir azık olması hususunda dua ettim."
Ben Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ile beraberdim.Bir yılan geldi ve onun yanında durarak fısıldar gibi ağzını onun kulağına yanaştırdı.Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem "Evet" buyurdu.
Yılan oradan ayrılınca bunu Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e sordum.Bana onun cinlerden bir adam olduğunu ve kendisine şöyle dediğini haber verdi.
"Ümmetine emretde tezek ve kemikle taharetlenmesinler.Çünkü Allah bunları bize rızık yaptı."
Derim ki: İbn Ebi Davud, İbn Mes'ud radıyallahu anh'den şöyle dediğini rivayet etmiştir;
Cinler Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e geldiler.
"Ey Muhammed! Ümmetini kemik ve tezekle istinca etmeyi yasakla. Zira Allah'u Teala bize onları rızık kıldı" dediler.Bunun üzerine Nebi sallallahu aleyhi ve sellem yasakladı.
Ez-Zerkeşi, el-Hadim adlı eserinde şöyle demiştir: "Cinler ne yer ve cinlerin kemiklerle nasıl gıdalandığı soruldu.Zira o süprüntülere atılır ve bozulmaz.Cevaben denildi ki: Onlar onun kokusuyla beslenirler.Bu, Gazali'nin el-İhya'dan söylediği görüştür.
Ez-Zerkeşi dedi ki: "Bu, sünnetten gafilliktir."
Müslim, Ebu Davud ve Tirmizi, İbn Ömer radıyallahı anhuma'dan, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu rivayet etmişlerdir;
"Sizden biri yediği zaman sağıyla yesin, içtiği zaman sağıyla içsin.Zira Şeytan soluyla yer ve soluyla içer."
İbn Abdilberr şöyle demiştir: Bu hadiste şeytanların yediklerine ve içtiklerine delil vardır.Böyle sözler mecaza hamledilmezler.Yani sol elle yemeyi şeytan sever ve buna davet eder.Nitekim kırmızının şeytanın ziyneti olduğu ve sarığı büyütmeye şeytanın gıbta ettiği varid olmuştur.
Yani kırmızı renk ve bu şekil sarık şeytanın ziynetidir ve ona davet eder.Bana göre bunun değeri yoktur ve hakiki anlamına imkan varken sözdeki bir şeyi mecaza hamletmenin anlamı yoktur.
Muslim ve Ebu Davud, Huzeyfe radıyallahı anh'den rivayet ediyorlar ;
Biz Rasulullah aleyhissalatu vesselam'ın yanında yemeğe oturunca, Rasulullah aleyhissalatu vesselam yemeye başlamadıkça, kesinlikle elimizi yemeğe uzatmazdık.
Bir seferinde yine onunla yemeğe oturmuştuk.Derken bir bedevi geldi, sanki arkasından bir iteni var gibi hemen elini yemeğe soktu.Rasulullah aleyhissalatu vesselam elinden tuttu.Arkadan bir cariye(küçük kız çocuğu) geldi, sanki onunda arkasından iten biri vardı, alelacele oda elini yemeğe soktu.
Aleyhissalatu vesselam onunda elinden tuttu ve şöyle buyurdu;
"Muhakkak ki şeytan onu kendisine helal kılmak istedi, bende elinden tuttum.Şu cariye geldi ve onunla yemeği kendine helal kılmak istedi, ben onunda elinden tuttum.Nefsim elinde olana yemin olsun şeytanın eli o ikisinin eliyle birlikte avucumdadır."
Ebu Davud, Umeyye b.Mahşi'den rivayet ediyor;
Rasullullah sallallahu aleyhi ve sellem otururken bir adam geldi ve besmele çekmeden yemeye başladı.Yemekten sadece bir lokma kaldı.Onu ağzına götürünce "Bismillahi evvelihi ve ahirih (başında ve sonunda Allah'ın ismiyle)" dedi.Bunun üzerine Nebi sallallahu aleyhi ve sellem güldü ve şöyle buyurdu;
"Şeytan onunla beraber yemeye devam ediyordu.Allah'ın ismini zikredince karnındakileri kustu."
Tirmizi ve Hakim, Ebu Hureyre radıyallahu anh'den rivayet ediyor : Rasullullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu ;
"Şeytan hislerin takipçisidir.Nefisleriniz hakkında şeytandan sakının.Her kim elinde yemek bulaşığı ve kokusu varken yatıp uyursa ve geceleyin kendisine birşey olursa kendisinden başka kimseyi suçlamasın."
Müslim, Cabir radıyallahu anh'den Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğu rivayet etmiştir;
"Muhakkak ki şeytan sizin her işinizde hazır bulunur.Hatta yemeklerinizde dahi hazır olur.Birinizin lokması düşerse onun üzerindeki ezayı gidersin, sonra yesin, şeytana bırakmasın."
Müslim ve Ebu Davud rivayet ediyorlar: Nebi sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu;
Kişi evine girdiğinde ve yemek yerken Allah'u Teala'nin ismini zikrederse şeytan (arkadaşlarına) ;
"Bu gece size kalacak yer yok" der. Eğer evine girerken Allah'u Teala'nın ismini zikretmezse şeytan :
"Kalacak yer buldunuz" der.Yemek yerken Allah'ı zikretmezse :
"Kalacak yerinizde var, yemeğinizde der."
Cinler ne yer sorusuna karşın Kadı Ebu Ya'la buyurur ki: "İnsanlarda olduğu gibi cinler yer, içer ve evlenirler. Genel bilgilerden anlaşılan odur ki bütün cinler böyledir. Bu bir topluluğun görüşüdür. Sonra ihtilaf ederek bazıları şöyle dediler:"Onların yemeleri ve içmeler koklama ve rahatlamadan ibarettir. Yoksa bizim gibi çiğneyip yutma suretiyle değildir. Bu delilsiz bir görüştür. Çoğunluk söyle dedi:"Onlar da çiğner ve yutarlar."Bir grup cinlerin yemediklerini ve içmediklerini savundu. Bu da sakıt bir görüştür. Bir topluluk da dediler ki; Onlardan bir sınıfı yiyip içerler, bir sınıfı ise yiyip içmezler."
İbn Cerir, Vehb b. Munebbih'ten rivayet ediyor: Ona cinler hakkında;
"Cinler ne yer, içer, ölür evlenirler mi? diye sorulduğunda şöyle dedi:
"Onların cinsleri vardır.Onlardan özel bir kısmı rüzgar gibidir, yemez ve içmezler. Bazı cinsleri yerler, içerler, evlenirler ve ölürler. Sihirbazları ve azgınları bu türdendir."
İbn Ebi'd-Dünya, Mekayidu'ş-Şeytan'da,Ebu'ş-Şeyh el-Azamet'de,Yezidb. Cabir'den şöyle dediğini rivayet ettiler:
"Müslümanların aile halkından hiçbiri yoktur ki evlerinin çatısında Müslüman cinler bulunmasın. Aile halkı kahvaltılarını koydukları zaman onlarda iner ve beraber otururlar. Akşam yemeklerini koydukları zaman onlarda iner ve beraber otururlar. Allah ev halkını (cinlerin kötülüklerinden) onlar sayesinde korur."
Ahmed, Ebu'ş-Şeyh ve Tirmizi, Alkame'den rivayet ediyor:
"İbn Mesud'a dedim ki;
"Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'e cin gecesinde arkadaşlık eden kimse oldu mu?" o da:
"Bizden hiç kimse yoktu. Fakat bir gece onu Mekke'de kaybetmiştik. O'na suikast yapıldığına veya kendisine işlenen cinayetin örtüldüğüne hükmettik. Bu yüzden de bir cemaatin geçirdiği en kötü geceyi geçirmiştik. Nihayet sabaha vardığımızda ve sabah üzere iken birden onun Hira tarafından gelmekte olduğunu gördük. İçerisinde bulundukları hali ona anlattılar. Bunun üzerine buyurdular ki:
"Cin davetçiler bana geldi. Ben de kendilerine gidip onlara Kur'andan ayetleri okudum."
Sonra gidip bize onların izlerini ve ateşten eserlerini gösterdi. Cinler Rasullullahu sallallahu aleyhi ve sellem'e azıklarından sordular kendileri Ceziri cinlerinden idi Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Üzerine Allah'ın ismi anılmış her kemik sizin yiyeceğinizdir."Tirmizi'nin lafzında:
"Cinler ne yer sorusuna Et bakımından bol etli olarak elinize geçen üzerine besmele çekilmiş her kemik sizin azığınızdır. Cinler ne yer sorulursa her türlü tezek ve ters de hayvanlarınızın yiyeceğidir." Ziyadeside vardır.Rasullullah sallallahu aleyhi ve sellem sözünü şöyle sürdürdü.
Bu iki madde ile taharetlenmeyiniz çünkü onlar cin kardeşlerinizin yiyeceğidir.
Bazı alimler Müslim'in rivayeti ile Tirmizi'nin rivayetidir.
Birincisi müminler hakkında, ikincisi ise başkaları hakkındadır diyerek birleştirdiler.
Suheyli dedi ki "Bu hadislerde kastedilen doğru bir görüştür."
Buhari, Ebu Hureyre radıyallahu anh'deen rivayet ediliyor ;
Nebi sallallahu aleyhi ve sellem ona taharetlenmek için taş getirmesini emretti ve ona şöyle buyurdu.
"Bana kemik ve tezek getirme" dedim ki ;
"Kemik ve tezeğin neyi var?" şöyle buyurdu ;
"O ikisi cinlerin yiyeceğidir.Nusaybin cinleri bana geldiler onlar ne iyi cinlerdi bana azıkları hakkında sordular.Allah'u Teala'ya kemik ve tezeğin onlar için bir azık olması hususunda dua ettim."
Ben Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ile beraberdim.Bir yılan geldi ve onun yanında durarak fısıldar gibi ağzını onun kulağına yanaştırdı.Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem "Evet" buyurdu.
Yılan oradan ayrılınca bunu Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e sordum.Bana onun cinlerden bir adam olduğunu ve kendisine şöyle dediğini haber verdi.
"Ümmetine emretde tezek ve kemikle taharetlenmesinler.Çünkü Allah bunları bize rızık yaptı."
Derim ki: İbn Ebi Davud, İbn Mes'ud radıyallahu anh'den şöyle dediğini rivayet etmiştir;
Cinler Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e geldiler.
"Ey Muhammed! Ümmetini kemik ve tezekle istinca etmeyi yasakla. Zira Allah'u Teala bize onları rızık kıldı" dediler.Bunun üzerine Nebi sallallahu aleyhi ve sellem yasakladı.
Ez-Zerkeşi, el-Hadim adlı eserinde şöyle demiştir: "Cinler ne yer ve cinlerin kemiklerle nasıl gıdalandığı soruldu.Zira o süprüntülere atılır ve bozulmaz.Cevaben denildi ki: Onlar onun kokusuyla beslenirler.Bu, Gazali'nin el-İhya'dan söylediği görüştür.
Ez-Zerkeşi dedi ki: "Bu, sünnetten gafilliktir."
Müslim, Ebu Davud ve Tirmizi, İbn Ömer radıyallahı anhuma'dan, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu rivayet etmişlerdir;
"Sizden biri yediği zaman sağıyla yesin, içtiği zaman sağıyla içsin.Zira Şeytan soluyla yer ve soluyla içer."
İbn Abdilberr şöyle demiştir: Bu hadiste şeytanların yediklerine ve içtiklerine delil vardır.Böyle sözler mecaza hamledilmezler.Yani sol elle yemeyi şeytan sever ve buna davet eder.Nitekim kırmızının şeytanın ziyneti olduğu ve sarığı büyütmeye şeytanın gıbta ettiği varid olmuştur.
Yani kırmızı renk ve bu şekil sarık şeytanın ziynetidir ve ona davet eder.Bana göre bunun değeri yoktur ve hakiki anlamına imkan varken sözdeki bir şeyi mecaza hamletmenin anlamı yoktur.
Muslim ve Ebu Davud, Huzeyfe radıyallahı anh'den rivayet ediyorlar ;
Biz Rasulullah aleyhissalatu vesselam'ın yanında yemeğe oturunca, Rasulullah aleyhissalatu vesselam yemeye başlamadıkça, kesinlikle elimizi yemeğe uzatmazdık.
Bir seferinde yine onunla yemeğe oturmuştuk.Derken bir bedevi geldi, sanki arkasından bir iteni var gibi hemen elini yemeğe soktu.Rasulullah aleyhissalatu vesselam elinden tuttu.Arkadan bir cariye(küçük kız çocuğu) geldi, sanki onunda arkasından iten biri vardı, alelacele oda elini yemeğe soktu.
Aleyhissalatu vesselam onunda elinden tuttu ve şöyle buyurdu;
"Muhakkak ki şeytan onu kendisine helal kılmak istedi, bende elinden tuttum.Şu cariye geldi ve onunla yemeği kendine helal kılmak istedi, ben onunda elinden tuttum.Nefsim elinde olana yemin olsun şeytanın eli o ikisinin eliyle birlikte avucumdadır."
Ebu Davud, Umeyye b.Mahşi'den rivayet ediyor;
Rasullullah sallallahu aleyhi ve sellem otururken bir adam geldi ve besmele çekmeden yemeye başladı.Yemekten sadece bir lokma kaldı.Onu ağzına götürünce "Bismillahi evvelihi ve ahirih (başında ve sonunda Allah'ın ismiyle)" dedi.Bunun üzerine Nebi sallallahu aleyhi ve sellem güldü ve şöyle buyurdu;
"Şeytan onunla beraber yemeye devam ediyordu.Allah'ın ismini zikredince karnındakileri kustu."
Tirmizi ve Hakim, Ebu Hureyre radıyallahu anh'den rivayet ediyor : Rasullullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu ;
"Şeytan hislerin takipçisidir.Nefisleriniz hakkında şeytandan sakının.Her kim elinde yemek bulaşığı ve kokusu varken yatıp uyursa ve geceleyin kendisine birşey olursa kendisinden başka kimseyi suçlamasın."
Müslim, Cabir radıyallahu anh'den Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğu rivayet etmiştir;
"Muhakkak ki şeytan sizin her işinizde hazır bulunur.Hatta yemeklerinizde dahi hazır olur.Birinizin lokması düşerse onun üzerindeki ezayı gidersin, sonra yesin, şeytana bırakmasın."
Müslim ve Ebu Davud rivayet ediyorlar: Nebi sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu;
Kişi evine girdiğinde ve yemek yerken Allah'u Teala'nin ismini zikrederse şeytan (arkadaşlarına) ;
"Bu gece size kalacak yer yok" der. Eğer evine girerken Allah'u Teala'nın ismini zikretmezse şeytan :
"Kalacak yer buldunuz" der.Yemek yerken Allah'ı zikretmezse :
"Kalacak yerinizde var, yemeğinizde der."
CiNLERiN TÜRLERi
Cin, gözle görülmeyen, bir şeyi örtmek anlamına gelir.[1] Cinlerin atalarına “cânn” adı verilir.[2]
Cin adı verilen lâtif yaratıklar, insanlarla birlikte yeryüzünde hayatlarını sürdürürler. Gruplar halinde yaşarlar, kabileleri vardır. Yaratılışları insanların yaratılışlarından daha öncedir. İnsanlar topraktan yaratıldıkları gibi, onlar da ateşten yaratılmışlardır.
Gûl, ifrit gibi çeşitli türlerden oluştuğu kabul edilen [1] cinler, eski Araplarda bazen “hîn” kelimesiyle ifade edilmiştir. Farsçada cin kelimesi karşılığında “peri”ve “dîv” kelimeleri kullanılır.[2]
Cinlerin insanlarla birlikte olanlarına "Mir" denir. "Hubs" cinlerin erkekleri, "habais" ise dişileridir.
Cahiliye Arapları cinlere yükledikleri değişik fonksiyonlara göre onları farklı isimlerle isimlendirmiştir. Örneğin insanlarla birlikte oturduğuna inanılan kesimine âmir, çocuklara musallat olanlarına "ervâh", bunların çirkeflik yapanlarına "şeytan", şeytanlık konusunda daha ileri gidenlerine "mârid", eğer bu daha ileri gitme güç ve kuvvet kullanımı istikametinde ise "ifrît", bütün bu şeytani kirlerden arınmış bir cin olursa "melek" adını almaktadır.[2]
Cin adı verilen lâtif yaratıklar, insanlarla birlikte yeryüzünde hayatlarını sürdürürler. Gruplar halinde yaşarlar, kabileleri vardır. Yaratılışları insanların yaratılışlarından daha öncedir. İnsanlar topraktan yaratıldıkları gibi, onlar da ateşten yaratılmışlardır.
Gûl, ifrit gibi çeşitli türlerden oluştuğu kabul edilen [1] cinler, eski Araplarda bazen “hîn” kelimesiyle ifade edilmiştir. Farsçada cin kelimesi karşılığında “peri”ve “dîv” kelimeleri kullanılır.[2]
Cinlerin insanlarla birlikte olanlarına "Mir" denir. "Hubs" cinlerin erkekleri, "habais" ise dişileridir.
Cahiliye Arapları cinlere yükledikleri değişik fonksiyonlara göre onları farklı isimlerle isimlendirmiştir. Örneğin insanlarla birlikte oturduğuna inanılan kesimine âmir, çocuklara musallat olanlarına "ervâh", bunların çirkeflik yapanlarına "şeytan", şeytanlık konusunda daha ileri gidenlerine "mârid", eğer bu daha ileri gitme güç ve kuvvet kullanımı istikametinde ise "ifrît", bütün bu şeytani kirlerden arınmış bir cin olursa "melek" adını almaktadır.[2]
Afarid
Şeytanın diğer cinlerden olan soyudur. "Afarid", çoğul halidir. Türkçesi "ifritler"olarak bilinir, fiziki olarak ve metafizik olarak güçlüdürler. Davet edilmeleri genelde ölümle bitmese de siz onu köle edeceğim derken o sizi köle edinebilir.
Amir
Amir, tenha ve doğal yerlerde yani dağ, ormanlık ve göllerde değil de tamamen insanların yaşadığı yerlerde bulunan cinlere denir.[3] Bu cinler, genellikle süflî cinlerdir. Yani İslam akaidi dışında yaşayan varlıklardır ve aşırı dini taassup yüzünden de özellikle Müslüman insanlara musallat olmaktadırlar.[4]
Ammar
Bu tür cinler genelde evlerde yaşarlar. Bu tür cinnler, bir ev de hemen hemen evde yaşayan ailenin evde ki içki ile birlikte yenen yemekler de ve Allâh’ın adının anılmadığı yemeklerde ailenin yemeklerine katılır, nadiren evin niteliğine bağlı olarak hareket ederler.
Genelde insanlara yakın yaşarlar ne etliye ne sütlüye karışırlar fakat yine doğaları gereği insanı pek sevmezler, onları rahatsız etmedikçe ya da zarar vermedikçe pek varlıklarını belli etmezler. Davetlere icabet etseler de çok yalan söylediklerinden davet edenin başına ilerde illaki bir iş gelir.
Bunların çoğu İnsanların meşruiyetine girmeyerek kendi hallerinde Allâh’ın adının anılmadığı yemek ve işlemlerde insanlara katılırlar, bazıları çocuklarla oynarlar, bazıları da ev halkından rahatsız olmaları sebebiyle geceleri gürültüler, takırtılar, hışırtılar yaparak ev halkını rahatsız edip kendilerine konak etmeye çalışırlar. Bunlara bazı insanlar gürültücü ruhlar diyerek zamanında ve günümüzde poltergeist adı altında ölmüşlerin ruhlarının orada hala yaşadığını düşünmüşlerdir.
Genelde insanlara yakın yaşarlar ne etliye ne sütlüye karışırlar fakat yine doğaları gereği insanı pek sevmezler, onları rahatsız etmedikçe ya da zarar vermedikçe pek varlıklarını belli etmezler. Davetlere icabet etseler de çok yalan söylediklerinden davet edenin başına ilerde illaki bir iş gelir.
Bunların çoğu İnsanların meşruiyetine girmeyerek kendi hallerinde Allâh’ın adının anılmadığı yemek ve işlemlerde insanlara katılırlar, bazıları çocuklarla oynarlar, bazıları da ev halkından rahatsız olmaları sebebiyle geceleri gürültüler, takırtılar, hışırtılar yaparak ev halkını rahatsız edip kendilerine konak etmeye çalışırlar. Bunlara bazı insanlar gürültücü ruhlar diyerek zamanında ve günümüzde poltergeist adı altında ölmüşlerin ruhlarının orada hala yaşadığını düşünmüşlerdir.
Betr
İnsanları bağırmaya çağırmaya ve asabileştirmeye uğraşan bu şeytanın emeli de çok büyüktür. Asabileşen insan bir nebze şirazeden çıkmıştır, gözü hiç bir şey görmez ağzından çıkana kontrol sahibi olamaz. Konuşulan şeyler kalp kırma ile sonuçlanacak ki insanların arası kötü olsun bundan iblis zevk duysun isteğine kavuşsun.[5]
Dasim
Dasim; yemek şeytanı insanın yediğinde, içtiğinde bulunur. Besmelesiz yenenlerden çalar ve yenenlere istifra ederek kirletir.bu şeytanın amacı faydalandığımız yiyeceklerden çalarak ziyana uğratmak ziyanda olan insanı psikolojik açıdan yıkmak. Maddiyatı olmayanın maneviyatı olmaz düşüncesine düşürüp itaat ve taattan alıkoyarak Rabbime ters düşürücü hallere sokmak.[5]
Demon
Aslen İngilizce şeytanlar anlamına gelse de bu ırka ait belirli bir isim yoktur. Bunun en büyük sebebi demonlar insanlara kendilerini tanrı olarak göstermeleridir, spritualist satanizm vb. Dinler de hala daha bu inanış hakimdir. Demon, davetlere kolay gelir ve kibardır ama isteklerine karşı çıkarsanız size cephe alabilir. En büyük kozu ikna gücüdür, isterse size görüntüler ve seslerle kandırabilir. Asla hadim olmazlar.
El Ebyaz
Peygamberlere ve velilere musallat olanlardır. Peygamberlere hiç bir şey yapamazlar Allah indinde korunmuşlardır. Resulullah efendimizin kıbali bile yasaklanmıştır, onun suretinde gözükemezler. Fakat alimlerin meclisinde bulunarak nifak yapmaya ve akıllarını karıştırmaya çok çalışmışlardır. Çoğu zamanda muzaffer olup alim meclislerini dağıtmışlardır. Her konuda muvaffak olmaya güçleri yeter.[5]
Ervah
Ana rahminden itibaren cenine ve doğduğundan itibaren çocukluk sürecini geçirenlere musallat olan, onları ruhsal ve bedensel yönden menfi yönde etkilemeye çalışan cinlerdendir.[3]
Sebepsiz yere çocuğu olmayan (doktorlar tarafından çocuklarının olmaması için hiçbir tıbbi sebebin bulunamadığı açıklanan) hanımlara musallat olan cinler, bu türdendir. Ana rahmine girip cenini boğarlar ya da daha ileriki yıllarda çocuğun düşmesine sebep olurlar. Eğer fizyolojik bir sebep yoksa, bu olaydan kurtulmak Allah’ın izni ile çok kolaydır.[4]
Sebepsiz yere çocuğu olmayan (doktorlar tarafından çocuklarının olmaması için hiçbir tıbbi sebebin bulunamadığı açıklanan) hanımlara musallat olan cinler, bu türdendir. Ana rahmine girip cenini boğarlar ya da daha ileriki yıllarda çocuğun düşmesine sebep olurlar. Eğer fizyolojik bir sebep yoksa, bu olaydan kurtulmak Allah’ın izni ile çok kolaydır.[4]
Gûl
Ortadoğuda ortak bir motiftir. Vahşi, acımasız ruhları ve onların kötülüklerini anlatır.[6] Genelde bir bölge içinde göçebe yaşarlar, geçtikleri her bölgede tuhaf işler zuhur eder (filan bölgeye taş yağdı, şu bölgede uluma sesleri var vs.) Genelde korkunç görünürler ama bir bölgede ikamet ederlerse o bölgeye tuhaf bir bereket gelir ama gittiklerinde adeta her şeyi kuruturlar. Genellikle "gulyabani" diyerek efsanelerde anlatılan cadılar şeklinde görünen cinlerdendir. Korkunç görüntülere girerek insanları korkutur ve istediklerini almaya çalışırlar, bazen devasa görünürler.
Hanzep/Hanzap
Hanzep; namazda ve bütün yapılan ibadetlerde vesveseyi veren, yapılmasına bir türlü engel olmaya çalışan şeytandır.[7] Görevi çok büyüktür aldığı işlerde genelde muvaffak olur.yapılacak bütün hayır işlerde insanın içine vesvese vererek engeller insanın günaha girmesinden çok zevk duyar. Dikkat etmemiz lazımdır içimizden gelen her kötü his ve vesveseler bundandır, tek amacı insanı ibadetinden uzaklaştırıp Allahın yanında kulu lekeli ve kötü göstermektir. Yapılan ibadetlerde oldu mu olmadı mı diye vesveseyi dahi verip insanı kuşkuya düşürür.[5]
İfrit
Cinlerin en güçlülerinden olan soyut varlıklardır.[6]
İfrit; insanın bedenine girenlerdir ve savaş başlatıp istila edenlerdendir, genelde girdiği bedenin sahibini delirtir ve cürüm hale düşürür. En büyük ameli cinselliktir ele geçirdiği beden ile ilişkiye girer veledi zina türemesini sağlar. Besmelesiz yatan insanın eşi ile paylaşımda bulunur ve yuvasını bozar elde eder.[5]
İfritler, tehlike sınıfında en üst düzeyde olan cinlerdir. Zarar verme yönünden ölümcül sonuçlar doğurur. Kişiye hastalık verebilir, gerekirse öldürebilirler. Ancak bu durum onlar için yasaklanmıştır.(Bu yasağa uymayan kabilelerde mevcuttur)
İfritlerin, alim kişilere olan haseti bilindiğinden, eski dönem alimlerin ifritlerden korunmak için çeşitli dua ve sembolleri üzerlerinde taşıdığı bilinir. İfritler, ormanın çok sık iç kesimlerinde ve derinliklerinde yaşarlar. Yaşadıkları bölgede vahşi hayvanların ve kuşların barınamadığı söylenir. Asla kendi bölgelerinden insanların yaşadıkları kalabalık yerlere gelmezler. İnsanların kılığına girmezler ve yakın tarihte bir musallat olayları da olmamıştır.
İfrit; insanın bedenine girenlerdir ve savaş başlatıp istila edenlerdendir, genelde girdiği bedenin sahibini delirtir ve cürüm hale düşürür. En büyük ameli cinselliktir ele geçirdiği beden ile ilişkiye girer veledi zina türemesini sağlar. Besmelesiz yatan insanın eşi ile paylaşımda bulunur ve yuvasını bozar elde eder.[5]
İfritler, tehlike sınıfında en üst düzeyde olan cinlerdir. Zarar verme yönünden ölümcül sonuçlar doğurur. Kişiye hastalık verebilir, gerekirse öldürebilirler. Ancak bu durum onlar için yasaklanmıştır.(Bu yasağa uymayan kabilelerde mevcuttur)
İfritlerin, alim kişilere olan haseti bilindiğinden, eski dönem alimlerin ifritlerden korunmak için çeşitli dua ve sembolleri üzerlerinde taşıdığı bilinir. İfritler, ormanın çok sık iç kesimlerinde ve derinliklerinde yaşarlar. Yaşadıkları bölgede vahşi hayvanların ve kuşların barınamadığı söylenir. Asla kendi bölgelerinden insanların yaşadıkları kalabalık yerlere gelmezler. İnsanların kılığına girmezler ve yakın tarihte bir musallat olayları da olmamıştır.
Lietli
Lietli cinleri adını dişi cinden almışlardır. Bu dişi lietli cin son derece akıllı ve olağan üstü vesvese verir. Lietli türleri genelde vadilerde ve yüksek yerlerde yaşar. İnsanlara olan musallatları güzel bir insan gibi görünüp kandırmaktan ibarettir. Aşırı derecede uyuşukluk ve kendini bilmezlik bir hantallık yaratır. Kişi o geldiğinde dış dünyadan kopar gibi davranır. Onlar şeytandan olmasalar da onun kadar yeteneklidir bu konuda.
Marid
Maridler cinlerin genelde soylu kısımlarındandır, en tehlikeli cin kısımlarındandır, ne şeytanla ne Allah’la işleri vardır, ateistik bir halde yaşarlar. İnsanlarla iletişime geçmeyi sevmedikleri gibi davet edilirlerse ölümle sonuçlanma ihtimali çok fazladır.
Tehlike sınıfında üst düzeyde olan bu cinler, asla ritüellere gelmezler. Ancak çok ilmi konuda üst düzeyde olan, ilim ve irfan sahibi kişilere görünür, konuşurlar. Ormanda genelde bataklık kenarlarında yaşarlar.. Vahşi hayvanların ve insanların kılığına girebilirler. Asla kendi bölgelerinden insanların yaşadıkları kalabalık yerlere gelmezler. Zarar verme yetkileri yasaklanmıştır.
Marid, kontrol edicidir bütün şeytanları yönlendirir çok haşmetli ve tehlikelidir. Hücuma geçtiği insanlarda nefsi ele geçirmeye çalışır. Çoğu zaman hep galip gelerek insanları Allah’ın huzurunda büyük günahlara sevk ve müptela eder. Bütün şeytanlar Allah’ın huzurundan kovalandıkları için insanoğlunun düşmanıdır.[5]
Tehlike sınıfında üst düzeyde olan bu cinler, asla ritüellere gelmezler. Ancak çok ilmi konuda üst düzeyde olan, ilim ve irfan sahibi kişilere görünür, konuşurlar. Ormanda genelde bataklık kenarlarında yaşarlar.. Vahşi hayvanların ve insanların kılığına girebilirler. Asla kendi bölgelerinden insanların yaşadıkları kalabalık yerlere gelmezler. Zarar verme yetkileri yasaklanmıştır.
Marid, kontrol edicidir bütün şeytanları yönlendirir çok haşmetli ve tehlikelidir. Hücuma geçtiği insanlarda nefsi ele geçirmeye çalışır. Çoğu zaman hep galip gelerek insanları Allah’ın huzurunda büyük günahlara sevk ve müptela eder. Bütün şeytanlar Allah’ın huzurundan kovalandıkları için insanoğlunun düşmanıdır.[5]
Metun/Mesit
İnsanların duydukları ile uğraşır. Hak yolunda duyulan faydalı işleri ters yöne ya da unutturmaya çalışır.unutulan ya da yanlış anlaşılan bilgiler insanı uçuruma sokunca çok memnun olur. Yapılan işlerde duyum çok önemlidir yanlışa düşen insan Allahın huzurunda kötü hallere bürünür. Şeytanda amacına ulaşır. Ziyanda olan insandır[5]
Musabbar
Bu cin türü genelde mağaralarda yaşarlar. Sarp ve kayalık bölgeleri tercih ederler. Boyları ortalama 90 santimdir. Şeytanilerden olmasa da insanları sevmeyen bir cin türü olduğunu söyleyebilirim. Bu yüzden de insanların çok nadir gittiği uzak dağlık alanlarda yaşarlar. Toprakta ki mineraller ve yosunlarla beslenirler. Kapıp kaçmak üzerine uzmandırlar. Hızlı ve toplu şekilde hareket ederler. Bir başka türle dalaşa girecekse asla bunu yanlız yapmazlar. Teke tek kavramı yoktur onlarda. Topluca saldırırlar. Aile bağları çok güçlüdür ve asla dağılmazlar.
Müsfer
Çogul adı müsferiş olan bu cin türü genel olarak tarlalar gibi kırsal ve incir ağaçlarında yaşarlar. Boyları 140 cm olan müsferler genelde iyi karakterlidir. Çok hızlı şekil değiştirebilir ve uzun süre o büründüğü şekilde kalabilirler. İnsanların en fazla seslerini duyabildiği bu cinler hayvan ve insan sesini kullanarak bu boyutta seslerini duyurabilirler. Öyleki bir gece kapınızın önünde ya da çevrenizde konuşan insanlar duyabilir ya da hayvan seslerini sezebilirsiniz. Baktığınızda göremediğiniz o noktada halen seslerini duymanız mümkün. İnsanlardan rahatsızlık duymazlar ve olağan üstü bir durum yoksa zararda vermezler. İncir ağaçlarına yaklaştığınızda destur çekmeniz daha hayırlı olur. Müsferler hünanist cin türlerindendir.
Şeytan
Şeytan aslen tek bir cindir, bazıları onu kabile sansa da o asla bir kabile değildir, bir önceki konuyu hatırlarsanız, Haris ismiyle başlayan yolculuğu hangi isimle bitmişti. Şu nokta’da önemlidir ki cinler nasıl bizlere isterse görünür istemezse görünmez, şeytanda aynı şekilde hem insan hemde cinlere isterse görünür isterse görünmez.
Velhan
Velhan; suyu, ateşi, yağı, bezi, ipliği vs gibi çok kullanılan günlük yaşantımızın parçası olmuş madde ve nesneleri çok kullandırır. Müsriflikle hem insanın maddiyatını hem de manevi yönden ziyanını sağlayarak zarar verdirir.tasarruf bilmeyen insana bol malzeme kullandıracak ki her yönden zarar gördürebilsin dikkatli olmamız lazımdır. Allah bize bolca yiyip içmemizi fakat asla müsriflik etmememizi öğütler.[5]
Vesnan
Vesnan; uyku şeytanıdır. İnsanlar uykuya dalınca hemen esareti altına alarak bütün kötülüklere vakıf kılar. Rüyasını karıştırır kötü hallerle intiza ettirerek kulun aklını karıştırmaya çabalarlar. Çoğu insan görmüş olduğu kötü rüyalar sonucunda çok kez hataya düşmüşlerdir. Okuyup kendimizi koruma altına almadan uyku haline geçersek şeytanın oyuncağı oluruz.[5]
Zellenbur
Zellenbur; esnafa ve ticaretle uğraşanlarla hep haşır neşir olur, bozuk mal ve kötü ticaret yaptırmaya çalışır. Nedeni ticaretle uğraşana hile yaptıracak ki her şeyle insanı ziyana sokabilsin. Kul hakkı ile rabbimizin huzurunda kurtuluşa kavuşamayalım düşüncesindedir.[5]
B. Cin Kabileleri
Cuhenna
Cuhenna Kabilesi Cinleri en kinci ve gaddar olan Cin kabilesidir. Bu kabile insanları hiç sevmez. Kötü insanlarla iletişim kurup o insanlara büyü için yardım ederler. Tüm insanlığın korktuğu ve cinlerinde kendi aralarında dışladıkları bir kabiledir. Diğer cinler gibi sabırlı değillerdir. Anlaşma yaptığınızda onun dediğini yapmazsanız, ailenize musallat olur.
Kulyas
Kulyas cinleri, cinler arasında, İslamiyet’ten önce Arap Yarımadası’nın en kalabalık ve aynı zamanda en tehlikeli cin kavmiydiler.
Namı diğer Kilyas cinleri, Marid ırkına mensup olup adeta cinler aleminin polis ve jandarmasıdırlar. İnsanlara aşık olan tek kabiledirler
Namı diğer Kilyas cinleri, Marid ırkına mensup olup adeta cinler aleminin polis ve jandarmasıdırlar. İnsanlara aşık olan tek kabiledirler
Nusaybin
Resulullah’tan Kuran’ı dinleyerek Müslüman olan ilk gruptur. Marid ırkına mensup olmasalar da aşırı güçlüdürler.
Zuzula
Marid ırkına mensup olan şeytanın fikirlerini benimsemiş fakat ona tabi olmamış bir kabiledir. Genellikle insanlara karşı en insafsız olmalarıyla bilinirler. Çoğu yerde bu kabilenin adı geçmez bile. Hatta bazı yerlerde simge ve işaretlerle gösterilir. Bu sebeple 66 rakamı, bazı kültürlerde lanetlenmiştir. 666 rakamı şeytanı simgelerken 66 da bu kabileyi simgeler. Şeytandan sonra en tehlikeli varlık olarak gösterilmektedir.
Definelerin yerlerini bulurlar. Ülkemizin birçok yerinde çok eskilerden beri saklanan altınların bu kabile tarafından gömüldüğü ve bunların çıkarabileceği de söyleniyor.
Definelerin yerlerini bulurlar. Ülkemizin birçok yerinde çok eskilerden beri saklanan altınların bu kabile tarafından gömüldüğü ve bunların çıkarabileceği de söyleniyor.
Cinler nelerden hiç hoşlanmazlar
Kâfir cinler Yâsin'i, ezanı ve tekbiri hiç sevmezler. Bunu duydukları anda zangır zangır titrerler. Namaz anını hiç sevmezler, secde anında çok azap çekerler, çırpınırlar. Kur'ân okunan evleri hiç sevmezler. Çünkü o zaman Rahmâniler gelir. Rahmânilerin olduğu yerde zülmanîler barınamazlar. Allah sohbetine hiç dayanamaz ve hemen oradan kaçarlar.
En çok neden korkarlar:
Kâfir cinler ihlâslı bir müslümandan korktukları kadar hiçbir şeyden korkmazlar. Allah'ın evliyalarını hiç sevmezler, onlardan çok korkarlar.
Cinleri en kahreden şey nedir: “ Allah seni kahretsin” kelimesini hiç sevmezler. Aslında zaten Allah'ın rahmetini kaybetmişlerdir. Ama bunu Adem (A.S)'ın. zürriyetinden duymak, çok ağırlarına gider ve bu onları kahreder.
Cinlerden korunma yolu nelerdir:
En önemlisi koruma kalkanının altına girmektir. Allah'ın başlarının üzerine emrinden bir ruh yerleştirdiklerinin içine hiçbir cin girip onu sahiplenemez. Her zaman abdestli dolaşmak lâzımdır. Her zaman “Besmele” çekmeyi alışkanlık haline getirmemiz lâzımdır.
Her insanın bir cini var mıdır:
Evet, her insanın içinde bir cin vardır. Şeytan, zülmâni, iblis, cin dediğimiz 4 ismi olan şey herkesde vardır. Sahâbe Peygamber Efendimiz'e: “Ya Resulullah sende de var mıdır?”diye sorduğunda,“Vallâhi vardır; ama o bana teslim oldu.” buyurmuştur. Bir zülmanî, bir Rahmâni herkesde vardır. Kişi ne zaman Allah'ın hoşuna gidecek bir iş yapsa, namaz kılsa, hemen devreye girer, caydırmaya çalışır.
Hem içeride kalp ve beyin, hem de dışarıda bedeni kuşatmaya çalışan zülmanîler vardır. Onlara karşı da görev yapan Rahmâniler vardır. Kâinat onlarla doludur. Boş hiçbir yer yoktur, özellikle güneş battıktan sonra şeytanlar, kâfir cinler cirit atarlar. Biz havasçılar, “Çocuklarınızı akşam namazından sonra kesinlikle sokağa çıkarmayın” deriz, ta ki seher vaktine kadar.
Sübyânlık nedir:
Eğer anne cinli ise doğumda annenin cini çocuğa geçebilir. Çocuk doğduğunda bedeni cinli olarak doğar.
Kâfir cinler kimlere yaklaşırlar:
İhlâslı olmayanlara, başlarının üzerinde bir koruyucusu bulunmayanlara, üzüntülü olanlara, kendini koyuveren, çok şiddetli üzüntüsü olanlara, şiddetli kaygıları olanlara, hayattan bütün ümidini kesmiş yaşamak istemeyenlere, yalnız yaşayanlara şak diye yapışırlar. İnsanlık âlemini öyle güzel izlerler ki, o açığı buldukları zaman hemen insan bedenine girerler. Buna havas ilminde “harici girme” denir.
7/A'RAF-154: Ve lemmâ sekete an mûsel gadabu ehazel elvâh(elvâha), ve fî nushatihâ huden ve rahmetun lillezîne hum li rabbihim yerhebûn(yerhebûne).
Ve Musa (A.S)'nın öfkesi yatışınca levhaları aldı. Onun (levhaların bir) nüshasında hidayet (Hakk'a hidayet, Allah'a ulaşma) vardır. Ve o, Rab'lerinden korkan kimseler için bir rahmettir.
En çok neden korkarlar:
Kâfir cinler ihlâslı bir müslümandan korktukları kadar hiçbir şeyden korkmazlar. Allah'ın evliyalarını hiç sevmezler, onlardan çok korkarlar.
Cinleri en kahreden şey nedir: “ Allah seni kahretsin” kelimesini hiç sevmezler. Aslında zaten Allah'ın rahmetini kaybetmişlerdir. Ama bunu Adem (A.S)'ın. zürriyetinden duymak, çok ağırlarına gider ve bu onları kahreder.
Cinlerden korunma yolu nelerdir:
En önemlisi koruma kalkanının altına girmektir. Allah'ın başlarının üzerine emrinden bir ruh yerleştirdiklerinin içine hiçbir cin girip onu sahiplenemez. Her zaman abdestli dolaşmak lâzımdır. Her zaman “Besmele” çekmeyi alışkanlık haline getirmemiz lâzımdır.
Her insanın bir cini var mıdır:
Evet, her insanın içinde bir cin vardır. Şeytan, zülmâni, iblis, cin dediğimiz 4 ismi olan şey herkesde vardır. Sahâbe Peygamber Efendimiz'e: “Ya Resulullah sende de var mıdır?”diye sorduğunda,“Vallâhi vardır; ama o bana teslim oldu.” buyurmuştur. Bir zülmanî, bir Rahmâni herkesde vardır. Kişi ne zaman Allah'ın hoşuna gidecek bir iş yapsa, namaz kılsa, hemen devreye girer, caydırmaya çalışır.
Hem içeride kalp ve beyin, hem de dışarıda bedeni kuşatmaya çalışan zülmanîler vardır. Onlara karşı da görev yapan Rahmâniler vardır. Kâinat onlarla doludur. Boş hiçbir yer yoktur, özellikle güneş battıktan sonra şeytanlar, kâfir cinler cirit atarlar. Biz havasçılar, “Çocuklarınızı akşam namazından sonra kesinlikle sokağa çıkarmayın” deriz, ta ki seher vaktine kadar.
Sübyânlık nedir:
Eğer anne cinli ise doğumda annenin cini çocuğa geçebilir. Çocuk doğduğunda bedeni cinli olarak doğar.
Kâfir cinler kimlere yaklaşırlar:
İhlâslı olmayanlara, başlarının üzerinde bir koruyucusu bulunmayanlara, üzüntülü olanlara, kendini koyuveren, çok şiddetli üzüntüsü olanlara, şiddetli kaygıları olanlara, hayattan bütün ümidini kesmiş yaşamak istemeyenlere, yalnız yaşayanlara şak diye yapışırlar. İnsanlık âlemini öyle güzel izlerler ki, o açığı buldukları zaman hemen insan bedenine girerler. Buna havas ilminde “harici girme” denir.
7/A'RAF-154: Ve lemmâ sekete an mûsel gadabu ehazel elvâh(elvâha), ve fî nushatihâ huden ve rahmetun lillezîne hum li rabbihim yerhebûn(yerhebûne).
Ve Musa (A.S)'nın öfkesi yatışınca levhaları aldı. Onun (levhaların bir) nüshasında hidayet (Hakk'a hidayet, Allah'a ulaşma) vardır. Ve o, Rab'lerinden korkan kimseler için bir rahmettir.
CİNLER HAKKINDA GENEL BİLGİLER
Muhakkak ki; o ve onun kabilesi (topluluğu), sizin onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Muhakkak ki; Biz şeytanları mü’min olmayanlara dost kıldık.(araf 27)
BismillâhirrahmânirrahîmAllahû Tealâ, burada çok açık bir şekilde şeytanın bir tek iblisten değil, kabileden, milletten oluştuğunu ifade etmektedir.
Şeytanın fizik vücudu dumansız ateşten yaratılmıştır. Cinlerin de vücutları dumansız ateşten (enerji) yaratılmıştır. Aynı takımın ayrı ayrı taifeleridir. Şeytanlar düzelmeleri mümkün olmayan, Allah'ın kendilerinde hiçbir şekilde hayır görmediği, her zaman şerre çalışan mahlûklardır. Ama cinlerin bir kısmı hayra çalışır ve aralarından resûller de çıkar. Şeytanların arasından fitneden, kötülükten başka hiçbir şey dışarıya ulaşamaz. Herkese, herşeye ve cinlere de düşmandırlar. Cinlerin de, insanların da yoldan sapmalarına, çıkmalarına şeytanlar sebebiyet verir.
Şeytan tek başına değildir. Cinlerden şeytana uymuş olan, cin şeytanlar; insanlardan şeytana uymuş olan, insan şeytanlardan oluşan bir millet vardır. Şeytana tâbî olan, onun emrine giren, insanları onun öğrettiği o gizli ilimlerden zarara sokan, mutlaka cehenneme götürecek şeyleri öğrenip, başka insanların da dünyada mutsuz olmalarına sebebiyet veren insan şeytanlar, cin şeytanlar ve şeytanın kabilesi söz konusudur.
İnsan şeytanlar, gerçekte insanlardır, büyü, hüddam yaparlar, insanlara ve cinlere her türlü kötülüğü reva görürler. Cinlerden de hem cinlere, hem de insanlara zarar veren şeytanlar vardır.
• Cinler düşünsel bir güçtür. Hareketleri ortaya çıkartan geri plandaki gizli niyettir. Düşünsel faaliyet sonucunda eyleme geçirten itici güçtür. Neler yaptığınıza bakarak cinlerin amacı tespit edilebilir. Cinlerin amacı genelde insan için kötü sondur. Bu nedenle kötü niyetlerin, olumsuz düşüncelerin ardında şeytani cinler vardır.
• Cinler karanlığı severler. Güneş ışığından ve ışıktan hoşlanmazlar. Geceleri ortaya çıkarlar ve karanlık onların yaşam alanlarıdır. Nasıl ki insanlar gündüzleri yaşar geceleri uyursa cinler de geceleri yaşar gündüzleri kaybolurlar. Ama biz insanlar nasıl aksamlara ve gecelere isteyerek veya istemeyerek sarkabiliyorsak cinler de gündüze sarkmaktadırlar.
• Cinler güneşin doğmasıyla bulundukları yerleri terk ederler. Şehre sabah ezanıyla melekler girer. Cinler son aydınlanma çizgisi olan geceyi takip ederler. Karanlıkla beraber karanlığın içinde onlar da çekilirler. Güneş ışığıyla melekler yeryüzüne gelirler. Aynı şekilde Akşam olurken güneş batarken cinler karanlık çizgisiyle şehirlere girmektedirler. Melekler de ardından gelen karanlığa bakarak şehri terkederler. Cinlerden bir kısmı gündüzlerde iş görürler. Meleklerden az bir kısmı da gecelerde iş görürler.
• Cinlerinde zorbaları, taşkınlık yapanları ve haddi aşanları vardır. Bunlar insana direkt zarar vermek isterler. Bunu yapmak istediklerinde çok korkarak yaparlar. Genelde kötü amaçlarında başarılı olamazlar.
• Parmakları çıtlatma, tırnak yeme, sallanma, yerinde duramama cinlerin etkisiyle ortaya çıkmaktadır. Bir düşünsel faaliyette yoğunlaştığının belirtisidir. (Bir hedefe yönelik vesvesenin arttığı anlardır.)
• Bir de definecilerin karşılaştığı cinler vardır. Bunlar define karşılığında insanların imanlarını çalmak ister. Dünya cinlerindir. En azından cinler böyle düşünmektedirler.Yani cinler varlık alemi olan dünya hayatına sahiplenmişlerdir. Bu nedenle insanlara düşmanlıkları vardır. Dünyaya sahip olmak yani zengin olmak için cinlere boyun eğmek ve dünya karşılığında imanlarınızı almak istemektedirler. Bu nedenle inançlı insanın kazanç elde etmesini engellemek için korkutmaktadırlar. Kurban kesmeden, kan akıtmadan, birtakım tütsü ve batıl tüm eylemleri gerçekleştirmeden de defineye sahip olabilirsiniz. Kazanç karşılığında Allah’a şükretmeyen Allah’ın adını anmayan o kazançtan bereket göremez. Defineye imanınızı sarsacak ve cinlerin hoşlarına gidecek yöntemlerle sahip olursanız o kazanç sizin için bir eziyete dönüşür.
• Cinler üstün varlıklar değillerdir. Hiçbir şekilde onlara boyun eğmenize gerek yoktur. Onlardan korkmayınız. Tek amaçları sizi korkutmaktır. Onlarla düşünsel mücadele edenler mutlaka başarıya ulaşacaklardır. Onları farketmek ve kötü düşünceleri, korkutmaları etkisiz hale getirecek düşünceler geliştirmek onların etkinliğini azaltacaktır.
• Siz ne kadar Allah’a güvenirseniz cinler sizden o kadar korkar. Cin saldırısı ve korkutması doğal yaşama aykırı ve kural dışıdır. Makul hiçbir gerekçesi olamaz. Bu nedenle Allah saldırıya maruz kalan insanı kesinlikle görür ve korumak ister. Talebin insandan gelmesini bekler. Korunma ve sığınma amaçlı dualar kesinlikle kabul gören ve yardıma yetişilen dualardır. Cinler konusunda rahat olun, hiç korkmayın gerçekten onlar korkulacak varlıklar değillerdir. Zaten onların en tehlikelileri düşünsel olarak hep içlerimizdedir. Aslında bu direkt saldırı yapanları en çaresiz olanlarıdır.
• Cinlerin en etkili oldukları saat gece yarısı 03.00 dür. Büyüler ve kötü işler bu saatlerde yapılır. Akşam ezanı ve yatsı vakti cinlerin sabah vakti gibidir. Güne yeni başladıkları, işe koyuldukları saatlerdir. insanlara kötülük için çalışmaya başladıkları vakitlerdir.
• Cinlerden maddi olarak korunabilecek iki şey su ile temizlenmek ve duadır. Bunlar haricindeki tüm korunma yolları batıl ve şeytanidir. Bir uzvu su ile yıkamak olumlu bir enerji üretmektedir. Cinlerin yıkanmış bir uzuvdan içeri girmesi çok zordur. Abdest ve gusül bunlara örnektir.
• Her binanın bir dış cephesi olduğu gibi insanın dış cephesi de derisidir. İnsan kesinlikle çıplak dolaşmamalıdır. Cinsel ilişkiye dahi bir örtü altında girmelidir.Cinler deri gözeneklerinden içeri girmektedir. Çıplak bir beden cinlerin kolayca bedene girmesini sağlar. Giyinmek onların yaklaşmasına engel çıkarmaktadır. İslam inancında Allah ile konuşmadan önce (namaz kılmadan önce) görünen yerler yıkanır. Eller, ayaklar, kollar ve baş yıkanır. Yani abdest alınır. Nedeni ise İnsan Allah’a yöneldiğinde yani namaza durduğunda cinler bunu engellemek ister. Bedene girmek için görünen yerlere yaklaşır. Genellikle eller ayaklar ve baştan vücuda girmeye çalışır. Cinler düşünceleri bozmakta ve farklı yönlendirmektedir. Böylece inanan insanın namazını engelleyemeye çalışır. Namazda bozuk düşünceler, yanlış fikirler üretir. Konuşma esnasında mantıksal bütünlükten çıkartır. Kontrolünüz dışında düşüncelerinizin çok farklı yerlere gittiğinizi görürsünüz. Allah ile konuştuğunuzu bile unutur o’na yönelik konuşamazsınız. Bu tür şeytani cinlerin etkisinden korunmak amaçlı abdest alınmaktadır. Gerçekte su ile deriyi yıkamak bir güvenlik duvarı oluşturmaktadır. Bütün bunların bilimsel gerçeklikleri de vardır.
• Bütün bedeni su ile yıkamak yıkama anına kadar bedende etkili olmuş cinlerin su ile atılmasını sağlar. O insanda olumsuz düşünceler üreten gölge güç yıkanarak bedenden arındırılmış olur. İnsanı sahiplenmiş olan bu manevi ve enerji beden su ile bir elbise gibi çıkarılmış olur. Duş almak cinlerin insan kalıbından akarak atılımını sağlar. Cinler enerji beden olarak deriyi kaplamakta ve insan şeklini almaktadır. İnsanları etkileyen bu kötü enerjiyi su resmen süpürmektedir. Yıkanmış bir bedenin yüzey gerilimi değişir. İnsana müthiş bir dinçlik gelir ve yapıcı bir enerji görevi devralır. Yıkanma sonrasında ortaya çıkan manevi enerji, meleki bir kuvvet taşımaktadır. Cinlerin etkinliğini dua, su ve toprak engellemektedir.
• Şeytani cinlerin en sevmediği şey insanın Allah’tan istemesidir. İnsan Allah’a dua etmeye başladığında şeytani cinler çıldırır ve kulaklarını tıkar. Cinler insanı yönetmek ve kullanmak ister. İnsan Allah’tan istemediğinde cinlerin yönetiminde olmaktadır. Allah’tan istenildiğinde cinler kaçacak veya rahatsız olacaklardır.
• Cinlerin hoşlandıkları ve hoşlanmadıkları mekanlar vardır. Güneş ile gölgenin kesiştiği yerler, kapı eşikleri gibi hafif rüzgarlı alanlar, ağaç dipleri ve kökleri gibi serin rutubetli yerler cinlerin dinlendikleri alanlardır.
• Şeytani Cinler, Allah’a ve cinlere inancı yıkmaya çalıştılar. Cinler daima kendilerini gizlerler. Sadece büyücülerde ve cincilerde onların varlıkları açıkça anlaşılır. Aslında cinlerin varlığı Allah’ın varlığını doğrulamaktadır. İnternette pek çok cin seansları, cin çıkarma, cin kovma görüntüleri vardır. Bütün görüntüler detaylıca incelendiğinde cinlerin neler yapabildiği açıkça anlaşılmaktadır.
• İşlerini cincilerle yapanlar ve dünyasını büyülerle şekillendirenler cehennem ahalisidir. Cincilere ve büyücülere gidenler mutlaka Allah’ın azabından nasibini alacaktır.
• Cinler, insanın en yakınları için dahi çirkinliği fısıldar.
• Her şeyi iki göze benzetmek, çevrenizdeki ve baktığınız yerlerdeki şekilleri insan ve hayvan şekillerine benzetmek, gözlerinizi kapattığınızda birtakım şekiller görüyormuş hissi, çevrenizden karartıların geçtiği hissi tüm bunlar cinlerin etkisinde olduğunuza işarettir. Korkmayınız bunlar hemen hemen her insanda olmaktadır. Bunlar doğaldır çünkü biz cinlerle beraber yaşarız.
BismillâhirrahmânirrahîmAllahû Tealâ, burada çok açık bir şekilde şeytanın bir tek iblisten değil, kabileden, milletten oluştuğunu ifade etmektedir.
Şeytanın fizik vücudu dumansız ateşten yaratılmıştır. Cinlerin de vücutları dumansız ateşten (enerji) yaratılmıştır. Aynı takımın ayrı ayrı taifeleridir. Şeytanlar düzelmeleri mümkün olmayan, Allah'ın kendilerinde hiçbir şekilde hayır görmediği, her zaman şerre çalışan mahlûklardır. Ama cinlerin bir kısmı hayra çalışır ve aralarından resûller de çıkar. Şeytanların arasından fitneden, kötülükten başka hiçbir şey dışarıya ulaşamaz. Herkese, herşeye ve cinlere de düşmandırlar. Cinlerin de, insanların da yoldan sapmalarına, çıkmalarına şeytanlar sebebiyet verir.
Şeytan tek başına değildir. Cinlerden şeytana uymuş olan, cin şeytanlar; insanlardan şeytana uymuş olan, insan şeytanlardan oluşan bir millet vardır. Şeytana tâbî olan, onun emrine giren, insanları onun öğrettiği o gizli ilimlerden zarara sokan, mutlaka cehenneme götürecek şeyleri öğrenip, başka insanların da dünyada mutsuz olmalarına sebebiyet veren insan şeytanlar, cin şeytanlar ve şeytanın kabilesi söz konusudur.
İnsan şeytanlar, gerçekte insanlardır, büyü, hüddam yaparlar, insanlara ve cinlere her türlü kötülüğü reva görürler. Cinlerden de hem cinlere, hem de insanlara zarar veren şeytanlar vardır.
• Cinler düşünsel bir güçtür. Hareketleri ortaya çıkartan geri plandaki gizli niyettir. Düşünsel faaliyet sonucunda eyleme geçirten itici güçtür. Neler yaptığınıza bakarak cinlerin amacı tespit edilebilir. Cinlerin amacı genelde insan için kötü sondur. Bu nedenle kötü niyetlerin, olumsuz düşüncelerin ardında şeytani cinler vardır.
• Cinler karanlığı severler. Güneş ışığından ve ışıktan hoşlanmazlar. Geceleri ortaya çıkarlar ve karanlık onların yaşam alanlarıdır. Nasıl ki insanlar gündüzleri yaşar geceleri uyursa cinler de geceleri yaşar gündüzleri kaybolurlar. Ama biz insanlar nasıl aksamlara ve gecelere isteyerek veya istemeyerek sarkabiliyorsak cinler de gündüze sarkmaktadırlar.
• Cinler güneşin doğmasıyla bulundukları yerleri terk ederler. Şehre sabah ezanıyla melekler girer. Cinler son aydınlanma çizgisi olan geceyi takip ederler. Karanlıkla beraber karanlığın içinde onlar da çekilirler. Güneş ışığıyla melekler yeryüzüne gelirler. Aynı şekilde Akşam olurken güneş batarken cinler karanlık çizgisiyle şehirlere girmektedirler. Melekler de ardından gelen karanlığa bakarak şehri terkederler. Cinlerden bir kısmı gündüzlerde iş görürler. Meleklerden az bir kısmı da gecelerde iş görürler.
• Cinlerinde zorbaları, taşkınlık yapanları ve haddi aşanları vardır. Bunlar insana direkt zarar vermek isterler. Bunu yapmak istediklerinde çok korkarak yaparlar. Genelde kötü amaçlarında başarılı olamazlar.
• Parmakları çıtlatma, tırnak yeme, sallanma, yerinde duramama cinlerin etkisiyle ortaya çıkmaktadır. Bir düşünsel faaliyette yoğunlaştığının belirtisidir. (Bir hedefe yönelik vesvesenin arttığı anlardır.)
• Bir de definecilerin karşılaştığı cinler vardır. Bunlar define karşılığında insanların imanlarını çalmak ister. Dünya cinlerindir. En azından cinler böyle düşünmektedirler.Yani cinler varlık alemi olan dünya hayatına sahiplenmişlerdir. Bu nedenle insanlara düşmanlıkları vardır. Dünyaya sahip olmak yani zengin olmak için cinlere boyun eğmek ve dünya karşılığında imanlarınızı almak istemektedirler. Bu nedenle inançlı insanın kazanç elde etmesini engellemek için korkutmaktadırlar. Kurban kesmeden, kan akıtmadan, birtakım tütsü ve batıl tüm eylemleri gerçekleştirmeden de defineye sahip olabilirsiniz. Kazanç karşılığında Allah’a şükretmeyen Allah’ın adını anmayan o kazançtan bereket göremez. Defineye imanınızı sarsacak ve cinlerin hoşlarına gidecek yöntemlerle sahip olursanız o kazanç sizin için bir eziyete dönüşür.
• Cinler üstün varlıklar değillerdir. Hiçbir şekilde onlara boyun eğmenize gerek yoktur. Onlardan korkmayınız. Tek amaçları sizi korkutmaktır. Onlarla düşünsel mücadele edenler mutlaka başarıya ulaşacaklardır. Onları farketmek ve kötü düşünceleri, korkutmaları etkisiz hale getirecek düşünceler geliştirmek onların etkinliğini azaltacaktır.
• Siz ne kadar Allah’a güvenirseniz cinler sizden o kadar korkar. Cin saldırısı ve korkutması doğal yaşama aykırı ve kural dışıdır. Makul hiçbir gerekçesi olamaz. Bu nedenle Allah saldırıya maruz kalan insanı kesinlikle görür ve korumak ister. Talebin insandan gelmesini bekler. Korunma ve sığınma amaçlı dualar kesinlikle kabul gören ve yardıma yetişilen dualardır. Cinler konusunda rahat olun, hiç korkmayın gerçekten onlar korkulacak varlıklar değillerdir. Zaten onların en tehlikelileri düşünsel olarak hep içlerimizdedir. Aslında bu direkt saldırı yapanları en çaresiz olanlarıdır.
• Cinlerin en etkili oldukları saat gece yarısı 03.00 dür. Büyüler ve kötü işler bu saatlerde yapılır. Akşam ezanı ve yatsı vakti cinlerin sabah vakti gibidir. Güne yeni başladıkları, işe koyuldukları saatlerdir. insanlara kötülük için çalışmaya başladıkları vakitlerdir.
• Cinlerden maddi olarak korunabilecek iki şey su ile temizlenmek ve duadır. Bunlar haricindeki tüm korunma yolları batıl ve şeytanidir. Bir uzvu su ile yıkamak olumlu bir enerji üretmektedir. Cinlerin yıkanmış bir uzuvdan içeri girmesi çok zordur. Abdest ve gusül bunlara örnektir.
• Her binanın bir dış cephesi olduğu gibi insanın dış cephesi de derisidir. İnsan kesinlikle çıplak dolaşmamalıdır. Cinsel ilişkiye dahi bir örtü altında girmelidir.Cinler deri gözeneklerinden içeri girmektedir. Çıplak bir beden cinlerin kolayca bedene girmesini sağlar. Giyinmek onların yaklaşmasına engel çıkarmaktadır. İslam inancında Allah ile konuşmadan önce (namaz kılmadan önce) görünen yerler yıkanır. Eller, ayaklar, kollar ve baş yıkanır. Yani abdest alınır. Nedeni ise İnsan Allah’a yöneldiğinde yani namaza durduğunda cinler bunu engellemek ister. Bedene girmek için görünen yerlere yaklaşır. Genellikle eller ayaklar ve baştan vücuda girmeye çalışır. Cinler düşünceleri bozmakta ve farklı yönlendirmektedir. Böylece inanan insanın namazını engelleyemeye çalışır. Namazda bozuk düşünceler, yanlış fikirler üretir. Konuşma esnasında mantıksal bütünlükten çıkartır. Kontrolünüz dışında düşüncelerinizin çok farklı yerlere gittiğinizi görürsünüz. Allah ile konuştuğunuzu bile unutur o’na yönelik konuşamazsınız. Bu tür şeytani cinlerin etkisinden korunmak amaçlı abdest alınmaktadır. Gerçekte su ile deriyi yıkamak bir güvenlik duvarı oluşturmaktadır. Bütün bunların bilimsel gerçeklikleri de vardır.
• Bütün bedeni su ile yıkamak yıkama anına kadar bedende etkili olmuş cinlerin su ile atılmasını sağlar. O insanda olumsuz düşünceler üreten gölge güç yıkanarak bedenden arındırılmış olur. İnsanı sahiplenmiş olan bu manevi ve enerji beden su ile bir elbise gibi çıkarılmış olur. Duş almak cinlerin insan kalıbından akarak atılımını sağlar. Cinler enerji beden olarak deriyi kaplamakta ve insan şeklini almaktadır. İnsanları etkileyen bu kötü enerjiyi su resmen süpürmektedir. Yıkanmış bir bedenin yüzey gerilimi değişir. İnsana müthiş bir dinçlik gelir ve yapıcı bir enerji görevi devralır. Yıkanma sonrasında ortaya çıkan manevi enerji, meleki bir kuvvet taşımaktadır. Cinlerin etkinliğini dua, su ve toprak engellemektedir.
• Şeytani cinlerin en sevmediği şey insanın Allah’tan istemesidir. İnsan Allah’a dua etmeye başladığında şeytani cinler çıldırır ve kulaklarını tıkar. Cinler insanı yönetmek ve kullanmak ister. İnsan Allah’tan istemediğinde cinlerin yönetiminde olmaktadır. Allah’tan istenildiğinde cinler kaçacak veya rahatsız olacaklardır.
• Cinlerin hoşlandıkları ve hoşlanmadıkları mekanlar vardır. Güneş ile gölgenin kesiştiği yerler, kapı eşikleri gibi hafif rüzgarlı alanlar, ağaç dipleri ve kökleri gibi serin rutubetli yerler cinlerin dinlendikleri alanlardır.
• Şeytani Cinler, Allah’a ve cinlere inancı yıkmaya çalıştılar. Cinler daima kendilerini gizlerler. Sadece büyücülerde ve cincilerde onların varlıkları açıkça anlaşılır. Aslında cinlerin varlığı Allah’ın varlığını doğrulamaktadır. İnternette pek çok cin seansları, cin çıkarma, cin kovma görüntüleri vardır. Bütün görüntüler detaylıca incelendiğinde cinlerin neler yapabildiği açıkça anlaşılmaktadır.
• İşlerini cincilerle yapanlar ve dünyasını büyülerle şekillendirenler cehennem ahalisidir. Cincilere ve büyücülere gidenler mutlaka Allah’ın azabından nasibini alacaktır.
• Cinler, insanın en yakınları için dahi çirkinliği fısıldar.
• Her şeyi iki göze benzetmek, çevrenizdeki ve baktığınız yerlerdeki şekilleri insan ve hayvan şekillerine benzetmek, gözlerinizi kapattığınızda birtakım şekiller görüyormuş hissi, çevrenizden karartıların geçtiği hissi tüm bunlar cinlerin etkisinde olduğunuza işarettir. Korkmayınız bunlar hemen hemen her insanda olmaktadır. Bunlar doğaldır çünkü biz cinlerle beraber yaşarız.
CİNLERİN AİLE HAYATI VAR MIDIR?
CİNLERİN AİLE HAYATI VAR MIDIR?
Bizim bahsetmiş olduğumuz insanlarla iç içe yaşayan cinler aleminde evlilikler, aile hayatı ve sosyal faaliyetler vardır. Onlar da biz insanlar gibi yerler, içerler, evlenirler, çoğalırlar ve topluluk halinde yaşarlar.
Her nefis ölümü tadacağı gibi cinler de ölürler. Bu ilahi ve şaşmaz bir yasadır.
İNSANLAR CİNLERLE EVLENEBİLİR Mİ?
Benim 18 yıllık ilmi yaşantımda tanıdığım birçok insan cinlerle evli oldukları ve bu evlilikten çocukları olduğunu iddia ettiler. Bazı alimler bu evliliğin mümkün olduğunu söylerler, fakat caiz olmayan evliliktir derler. Ancak yaradılış farklılıkları nedeniyle bu tür evliliğin insanlar için uygun olmadığı da gerçektir.
Bana yıllar önce Bursa'dan iki kardeş geldi, cinler tarafından tacize uğradıklarını ve bir tanesinin eşinden ayrılıp kendisiyle evlenmesi gerektiğini söylüyormuş. Kadın bayağı sıkıntıya girmiş, iki yıl doktor doktor gezmişler. Cinlerle evlilik olayını yaşayan yüzlerce insanla karşılaştım, ama bu evlilik nasıl oluyor, bunu bilemiyorum. Yukarıda söylediğim gibi İslam'a göre bu evliliklerin caiz olmadığını biliyorum. Cinlerle evlilik yapan ya da evli olduklarını iddia eden bir sürü insan var, bunların çoğu aklı başında insanlar!
Yalnız şu kadarını söyleyeyim, hakikaten onların dişileri çok güzel oluyor. İslam'a aykırı olmasaydı ben bile düşünebilirdim bu tür bir evliliği. Çünkü onlardaki güzelliği şu yeryüzünde görmek mümkün değildir. Sakın böyle söylediğime bakıp da cin kızıyla ilişki kurma yolları aramayın. Cin padişahının kızıyla düşüp kalkmaktansa, vasat bir dünya kadınıyla meşru bir ilişki çok daha hayırlıdır.
İNSANA ZARAR VEREBİLİRLER Mİ?
İman etmeyen cinler insanlarla iç içe yaşadıklarından, birçok kimsenin ne durumunda olduklarını bilirler. Bu yüzden cinler kendi aralarında insanlarla ilgili konuşmalar yaparlar.
İnsanların manevi olarak hassaslaştığı, sıkıntılı olduğu dönemlerde, ekseriyetle kalplerine ve beyinlerine hükmederek bilhassa vesvese yoluyla sıkıntı verirler, yanlış yollara sevk etmek için yönlendirirler. İnsanların, imkanlarından uzak tutabilmek için ne geliyorsa yaparlar. Kimi insana vesveseyle, kimisine de görünmek suretiyle kendilerini hissettirirler.
Genel olarak yılan, akrep, kedi, köpek ve deve halinde görünürler. Cinler değişik şekil suretlere girebildiklerinden dolayı kimi zamanda herhangi bir insan suretiyle gözükebilirler. Cinlerin de neşelisi neşesizi var. Benim irtibatta olduğum cinler Müslüman cinlerdir. Umumiyetle mazbut, kendi hallerinde, zararsız bir şekilde hayat sürerler.
Müslüman cinlerin anlattıklarımın dışında bir hayatları yok. Sürekli yanlarında değilim. Davet ettiğim zaman gözümün önüne televizyon ekranı gibi geliyor. Bana da öyle her şeyi anlatmazlar.
Şeytani cinler insanlara musallat oldukları dönemlerde çoğu zaman geçmişi hatırlatırlar. Cinlerin musallat olması ise bu şekilde başlar.
Cinler genellikle rahatsız ettiği kişinin gözlerine birtakım hayali görüntüler verirler. Öte yandan şeytani cinler insanın herhangi bir uzvuna yerleşebilir, rahatsız edebilir, insanları dövebilirler. Şeytani cinler eşleri ayırabilirler.
Hasta olan kimsenin bir yerden şifa bulacağını anlattıklarından, o yere gitmesini engel olmaya çalışırlar. Şeytani cinlerin amacı, insanı safsatalara gark etmektir. Ölçüyü kaçırmaları için ne gerekiyorsa yaparlar.
Yani bir bakıma şeytani cinlerin gıdası, insanların akılca ve ruhça zayıf düşerek, kendi emirleri altına girmeleridir.
Zalim insanlarda olduğu gibi şeytani cinlerde de tahakküm hırsı, hükmetme ihtirası, insanlara egemen olma hastalığı mevcuttur.
CİN ÇIKARMA VAR MIDIR?
İnsanın içine giriyorsa, çıkar da. Ancak cinler her zaman kendi istekleriyle insanın içinden çıkamayabilirler. O zaman cinin çıkması için yapılması gereken şeyler vardır.
Cinlerin çıkarılması için de tecrübe, ilim gerekir.
Cin çıkarma Hıristiyanlıkta da Yahudilikte de var.
HİTLER BİR GÖVDEYDİ
Ben aslında Hitler gibi paranoyak liderlerin de cinlerin tasallutu altında girdiklerini düşünürüm. Zaten Hitler gerçekle ilgili olmayan birtakım fikirleri kafasından uydurduğu ancak, buna kendisinin de inanmadığı en yakın çevresindekiler da ifade etmişlerdir.
Onun kitleleri büyülediği anlarda bir bakın. Hitler en şaşaalı mitinglerini havanın kararmaya yüz tuttuğu saatlere denk getirmiştir. Dikkat edin bu saatler cinlerin de sahneye çıktığı saatlerdir. On binlerce insan, Hitler'in ağzından köpükler çıkararak yaptığı konuşmalar karşısında adeta büyülenmişlerdir. Hitlerin kullandığı simgeler de esrarengizlik içermektedir. Kanımca Hitler, cinlerin insanları birbirine düşürmek için kullandığı bir gövdeydi. Amaçlarına da ulaşmışlardı. Milyonlarca insan ölmüş, ardından da dünya bir şeytani düzene mahküm edilmiştir. Bundan iyi örnek olur mu? Hatırlatmakta fayda var. Cinler ikiye ayrılır. Bunların iman edeni de, iman etmeyeni de vardır. İyiyi kötüyü ayırma kabiliyetleri olduğu için sakaleyn denir.
Bizim bahsetmiş olduğumuz insanlarla iç içe yaşayan cinler aleminde evlilikler, aile hayatı ve sosyal faaliyetler vardır. Onlar da biz insanlar gibi yerler, içerler, evlenirler, çoğalırlar ve topluluk halinde yaşarlar.
Her nefis ölümü tadacağı gibi cinler de ölürler. Bu ilahi ve şaşmaz bir yasadır.
İNSANLAR CİNLERLE EVLENEBİLİR Mİ?
Benim 18 yıllık ilmi yaşantımda tanıdığım birçok insan cinlerle evli oldukları ve bu evlilikten çocukları olduğunu iddia ettiler. Bazı alimler bu evliliğin mümkün olduğunu söylerler, fakat caiz olmayan evliliktir derler. Ancak yaradılış farklılıkları nedeniyle bu tür evliliğin insanlar için uygun olmadığı da gerçektir.
Bana yıllar önce Bursa'dan iki kardeş geldi, cinler tarafından tacize uğradıklarını ve bir tanesinin eşinden ayrılıp kendisiyle evlenmesi gerektiğini söylüyormuş. Kadın bayağı sıkıntıya girmiş, iki yıl doktor doktor gezmişler. Cinlerle evlilik olayını yaşayan yüzlerce insanla karşılaştım, ama bu evlilik nasıl oluyor, bunu bilemiyorum. Yukarıda söylediğim gibi İslam'a göre bu evliliklerin caiz olmadığını biliyorum. Cinlerle evlilik yapan ya da evli olduklarını iddia eden bir sürü insan var, bunların çoğu aklı başında insanlar!
Yalnız şu kadarını söyleyeyim, hakikaten onların dişileri çok güzel oluyor. İslam'a aykırı olmasaydı ben bile düşünebilirdim bu tür bir evliliği. Çünkü onlardaki güzelliği şu yeryüzünde görmek mümkün değildir. Sakın böyle söylediğime bakıp da cin kızıyla ilişki kurma yolları aramayın. Cin padişahının kızıyla düşüp kalkmaktansa, vasat bir dünya kadınıyla meşru bir ilişki çok daha hayırlıdır.
İNSANA ZARAR VEREBİLİRLER Mİ?
İman etmeyen cinler insanlarla iç içe yaşadıklarından, birçok kimsenin ne durumunda olduklarını bilirler. Bu yüzden cinler kendi aralarında insanlarla ilgili konuşmalar yaparlar.
İnsanların manevi olarak hassaslaştığı, sıkıntılı olduğu dönemlerde, ekseriyetle kalplerine ve beyinlerine hükmederek bilhassa vesvese yoluyla sıkıntı verirler, yanlış yollara sevk etmek için yönlendirirler. İnsanların, imkanlarından uzak tutabilmek için ne geliyorsa yaparlar. Kimi insana vesveseyle, kimisine de görünmek suretiyle kendilerini hissettirirler.
Genel olarak yılan, akrep, kedi, köpek ve deve halinde görünürler. Cinler değişik şekil suretlere girebildiklerinden dolayı kimi zamanda herhangi bir insan suretiyle gözükebilirler. Cinlerin de neşelisi neşesizi var. Benim irtibatta olduğum cinler Müslüman cinlerdir. Umumiyetle mazbut, kendi hallerinde, zararsız bir şekilde hayat sürerler.
Müslüman cinlerin anlattıklarımın dışında bir hayatları yok. Sürekli yanlarında değilim. Davet ettiğim zaman gözümün önüne televizyon ekranı gibi geliyor. Bana da öyle her şeyi anlatmazlar.
Şeytani cinler insanlara musallat oldukları dönemlerde çoğu zaman geçmişi hatırlatırlar. Cinlerin musallat olması ise bu şekilde başlar.
Cinler genellikle rahatsız ettiği kişinin gözlerine birtakım hayali görüntüler verirler. Öte yandan şeytani cinler insanın herhangi bir uzvuna yerleşebilir, rahatsız edebilir, insanları dövebilirler. Şeytani cinler eşleri ayırabilirler.
Hasta olan kimsenin bir yerden şifa bulacağını anlattıklarından, o yere gitmesini engel olmaya çalışırlar. Şeytani cinlerin amacı, insanı safsatalara gark etmektir. Ölçüyü kaçırmaları için ne gerekiyorsa yaparlar.
Yani bir bakıma şeytani cinlerin gıdası, insanların akılca ve ruhça zayıf düşerek, kendi emirleri altına girmeleridir.
Zalim insanlarda olduğu gibi şeytani cinlerde de tahakküm hırsı, hükmetme ihtirası, insanlara egemen olma hastalığı mevcuttur.
CİN ÇIKARMA VAR MIDIR?
İnsanın içine giriyorsa, çıkar da. Ancak cinler her zaman kendi istekleriyle insanın içinden çıkamayabilirler. O zaman cinin çıkması için yapılması gereken şeyler vardır.
Cinlerin çıkarılması için de tecrübe, ilim gerekir.
Cin çıkarma Hıristiyanlıkta da Yahudilikte de var.
HİTLER BİR GÖVDEYDİ
Ben aslında Hitler gibi paranoyak liderlerin de cinlerin tasallutu altında girdiklerini düşünürüm. Zaten Hitler gerçekle ilgili olmayan birtakım fikirleri kafasından uydurduğu ancak, buna kendisinin de inanmadığı en yakın çevresindekiler da ifade etmişlerdir.
Onun kitleleri büyülediği anlarda bir bakın. Hitler en şaşaalı mitinglerini havanın kararmaya yüz tuttuğu saatlere denk getirmiştir. Dikkat edin bu saatler cinlerin de sahneye çıktığı saatlerdir. On binlerce insan, Hitler'in ağzından köpükler çıkararak yaptığı konuşmalar karşısında adeta büyülenmişlerdir. Hitlerin kullandığı simgeler de esrarengizlik içermektedir. Kanımca Hitler, cinlerin insanları birbirine düşürmek için kullandığı bir gövdeydi. Amaçlarına da ulaşmışlardı. Milyonlarca insan ölmüş, ardından da dünya bir şeytani düzene mahküm edilmiştir. Bundan iyi örnek olur mu? Hatırlatmakta fayda var. Cinler ikiye ayrılır. Bunların iman edeni de, iman etmeyeni de vardır. İyiyi kötüyü ayırma kabiliyetleri olduğu için sakaleyn denir.
CİNLERİN YAŞANTILARI ve AİLE HAYATLARI
CİNLERİN YAŞANTILARI ve AİLE HAYATLARI Cinlerde evlenirler çocuk sahibi olurlar. Cinlerin nüfusu insanlardan 10 kat daha fazladır. Büyük bir kısmı dağ eteklerinde, su kenarlarında, dağlarda, çöllerde veya insanların ulaşmakta zorluk çekeceği yerler ile insanların girmeyeceği pis yerlerde, mezarlık kenarlarında ve içlerinde, bahçesinde incir veya nar ağacı bulunan evlerde yaşarlar. Bir kısmı da insanların evinde yaşar insanlarla aynı evi paylaşır. Evlerde yaşayan cinler genelde çatı katını tercih ederler.
Pis, Kuran okunmayan kedi köpek gibi hayvanların beslendiği evleri tercih ederler, evde yaşayanlar genelde zararsız cinlerdir. Burada bir konuya açıklık getirmek istiyorum. Müslüman cinler kedi köpek gibi hayvanların beslenmediği temiz ve Kuran okunan evleri tercih ederler. Ayrıca yeri gelmişken değinmekte fayda var evlerde bulunan resim, heykel ve tablolar cinlerin saklanması için idealdir, cinler bunların üzerine yuvalanırlar, Cinler konusunda rahatsız olanlar evlerinde resim, biblo, heykel ve tablo bulundurmamalıdır.
Pis, Kuran okunmayan kedi köpek gibi hayvanların beslendiği evleri tercih ederler, evde yaşayanlar genelde zararsız cinlerdir. Burada bir konuya açıklık getirmek istiyorum. Müslüman cinler kedi köpek gibi hayvanların beslenmediği temiz ve Kuran okunan evleri tercih ederler. Ayrıca yeri gelmişken değinmekte fayda var evlerde bulunan resim, heykel ve tablolar cinlerin saklanması için idealdir, cinler bunların üzerine yuvalanırlar, Cinler konusunda rahatsız olanlar evlerinde resim, biblo, heykel ve tablo bulundurmamalıdır.
Cinleri Tanıma Yolları
Cinleri Tanıma Yolları "CİNLER"in çok önemli birkaç özelliği vardır ki, bu hususlar konuyu dikkatle tetkik edenlerin asla gözünden kaçmaz.
1.CİNLER`de mantıksal bütünlük yoktur.
2.CİNLER`de büyüklük duygusu aşırı gelişmiştir.
3.CİNLER`de kendini kontrol mekanizması çok zayıftır.
4.CİNLER`de sürekli tekrarlar mevcuttur.
Hangi isim altında, dünyanın neresinde olursa olsun verdikleri tebliğlerde daima yukarıda saydığımız bu dört esası derhal müşâhede edebiliriz.
Şimdi bu dört hususu açıklamaya çalışalım:
1-CİNLERDE mantıksal bütünlük yoktur
Eğer CİNLERDEN ya da kendi tanıtımlarına göre UZAYLILARDAN alınan tebliğler dikkatle tetkik edilecek olunursa, verilen konularda baştan sona mantıksal bir bütünlülük asla görülemez. Sürekli çelişkili beyânlar verilir. Bir yerde verilen beyân, bir başka yerde, ötekine ters düşer. Bunu kamufle etmek için de hemen bir yafta, bir kılıf sererler; "biz sizi düşündürmek, imtihan etmek, dikkatinizi ölçmek için bu çelişkileri koyuyoruz.’’
Oysa, sürekli çelişki içindedirler. Bunun sebebi de "zekâ"ca güçlü olmalarına karşılık "akıl" yönünden bir hayli ölçülü yapıya sahip olmalarıdır. Pratik "zekâ" ile o an için o konuya bir çözüm getirebilirler, ancak "akıl" son derece sınırlı olduğu için, o anda buldukları çözüm mutlaka bir süre evvel verdikleri tebliğlere; ya da, bir süre sonra verecekleri tebliğlere, son derece ters düşerek, büyük bir çelişki oluşturacaktır.
2-CİNLERDE büyüklük duygusu aşırı gelişmiştir.
Burada bahsi geçen büyüklük, sadece duygusal büyüklük, gurur kibir anlamında olmayıp; birimsel ve boyutsal anlamdadır aynı zamanda.
Bir yandan kendilerini yeryüzünün yöneticileri olarak gösterip insanları buna inandırmaya çalışırlarken; diğer yandan da birimsel ve boyutsal büyüklüklerle düşünceleri allak - bullak edip, çaresiz hâle getirme çabaları içindedirler.
CİNLER, kendilerinin insanlardan ne kadar üstün, büyük ve yüce olduklarına inandırmak için de insanlarla aralarına mertebe koyarlar.
CİNLERİN, kendilerini UZAYLILAR diye tanıtarak verdikleri tebliğlere inanan insanların çok çok büyük bir kısmının, temelde İslâm düşünce sistemi, Tasavvuf düşünce sistemi üzerine alt yapıları mevcut değildir. Bahsedilen konular üzerinde, Kur`ân`ın görüşü nedir, o konuda Allah Rasûlü ne demiştir, hiç haberleri yoktur. Normal şartlarda konuşula gelenin çok değişiği olarak, bu bilgilere rastlanınca, hâliyle inanmaktadırlar... Üstelik...
CİNLER, bu kişilerin çoğunda halusinasyon türü, uzaylı - uzay gemili rüyalar veya uyanıklık halinde görülen imajlar da göstermektedirler ki, artık onlar için inanmaktan başkaca bir yol kalmamaktadır.
CİNLERİN insanları kandırmada önemli bir taktiği de, ayrıca şu olmaktadır:
Her medyum topluluğu, hangi inançlarla bezenmiş ise, onlara kendi inançları doğrultusunda tebliğ verilmekte, sanki onlardanmış gibi kendilerini kabûl ettirmektedirler.
Meselâ dini ciddiye almayanlara, aynı şekilde; dinle ilgilenene aynı şekilde; tasavvufa meyli olana bir tasavvuf önderinin ismini kullanarak gibi.
3-CİNLERDE kendilerini kontrol mekanizması çok zayıftır.
Bu sebepten ayarları çok kolaylıkla kayar ve konuşmalarında haddi aşarlar. Buna şayet tâbiri caiz ise "reostaları bozuktur" da denilebilir.
Bazen Yaradanı yaradan, yüce güçler olurlar; bazen, ALLAH`ı bedenleyip insanların arasına yollarlar; bazen evrenlerden büyük, yüce varlıklar olurlar; bazen de Rabbin itaatkâr kulları olarak, insanları dinden ve Allah Rasûlü’nden uzaklaştırıp kurtarmak{!} için ellerinden geleni esirgemezler.
4-CİNLER`DE sürekli tekrarlar mevcuttur.
İnsanlara sürekli tebliğler vererek, onlara kendilerinin üstünlüğünü kabûl ettirmeye çalışan CİNLER`de mevcut bulunan bir özellik de belirli kelimeleri sürekli tekrar eden cümleler kurmalarıdır.
Böylece:
1-İletişim kurulan medyumun, bu tekrarlarla sanki tesbih çeker gibi beyninde bir açıklık oluşturularak, kendilerine daha fazla bağlanılmasını temin ederler.
2-Zaman zaman düşülen fikir tıkanıklıklarında, cümle tekrarları ile zaman kazanırlar.
1.CİNLER`de mantıksal bütünlük yoktur.
2.CİNLER`de büyüklük duygusu aşırı gelişmiştir.
3.CİNLER`de kendini kontrol mekanizması çok zayıftır.
4.CİNLER`de sürekli tekrarlar mevcuttur.
Hangi isim altında, dünyanın neresinde olursa olsun verdikleri tebliğlerde daima yukarıda saydığımız bu dört esası derhal müşâhede edebiliriz.
Şimdi bu dört hususu açıklamaya çalışalım:
1-CİNLERDE mantıksal bütünlük yoktur
Eğer CİNLERDEN ya da kendi tanıtımlarına göre UZAYLILARDAN alınan tebliğler dikkatle tetkik edilecek olunursa, verilen konularda baştan sona mantıksal bir bütünlülük asla görülemez. Sürekli çelişkili beyânlar verilir. Bir yerde verilen beyân, bir başka yerde, ötekine ters düşer. Bunu kamufle etmek için de hemen bir yafta, bir kılıf sererler; "biz sizi düşündürmek, imtihan etmek, dikkatinizi ölçmek için bu çelişkileri koyuyoruz.’’
Oysa, sürekli çelişki içindedirler. Bunun sebebi de "zekâ"ca güçlü olmalarına karşılık "akıl" yönünden bir hayli ölçülü yapıya sahip olmalarıdır. Pratik "zekâ" ile o an için o konuya bir çözüm getirebilirler, ancak "akıl" son derece sınırlı olduğu için, o anda buldukları çözüm mutlaka bir süre evvel verdikleri tebliğlere; ya da, bir süre sonra verecekleri tebliğlere, son derece ters düşerek, büyük bir çelişki oluşturacaktır.
2-CİNLERDE büyüklük duygusu aşırı gelişmiştir.
Burada bahsi geçen büyüklük, sadece duygusal büyüklük, gurur kibir anlamında olmayıp; birimsel ve boyutsal anlamdadır aynı zamanda.
Bir yandan kendilerini yeryüzünün yöneticileri olarak gösterip insanları buna inandırmaya çalışırlarken; diğer yandan da birimsel ve boyutsal büyüklüklerle düşünceleri allak - bullak edip, çaresiz hâle getirme çabaları içindedirler.
CİNLER, kendilerinin insanlardan ne kadar üstün, büyük ve yüce olduklarına inandırmak için de insanlarla aralarına mertebe koyarlar.
CİNLERİN, kendilerini UZAYLILAR diye tanıtarak verdikleri tebliğlere inanan insanların çok çok büyük bir kısmının, temelde İslâm düşünce sistemi, Tasavvuf düşünce sistemi üzerine alt yapıları mevcut değildir. Bahsedilen konular üzerinde, Kur`ân`ın görüşü nedir, o konuda Allah Rasûlü ne demiştir, hiç haberleri yoktur. Normal şartlarda konuşula gelenin çok değişiği olarak, bu bilgilere rastlanınca, hâliyle inanmaktadırlar... Üstelik...
CİNLER, bu kişilerin çoğunda halusinasyon türü, uzaylı - uzay gemili rüyalar veya uyanıklık halinde görülen imajlar da göstermektedirler ki, artık onlar için inanmaktan başkaca bir yol kalmamaktadır.
CİNLERİN insanları kandırmada önemli bir taktiği de, ayrıca şu olmaktadır:
Her medyum topluluğu, hangi inançlarla bezenmiş ise, onlara kendi inançları doğrultusunda tebliğ verilmekte, sanki onlardanmış gibi kendilerini kabûl ettirmektedirler.
Meselâ dini ciddiye almayanlara, aynı şekilde; dinle ilgilenene aynı şekilde; tasavvufa meyli olana bir tasavvuf önderinin ismini kullanarak gibi.
3-CİNLERDE kendilerini kontrol mekanizması çok zayıftır.
Bu sebepten ayarları çok kolaylıkla kayar ve konuşmalarında haddi aşarlar. Buna şayet tâbiri caiz ise "reostaları bozuktur" da denilebilir.
Bazen Yaradanı yaradan, yüce güçler olurlar; bazen, ALLAH`ı bedenleyip insanların arasına yollarlar; bazen evrenlerden büyük, yüce varlıklar olurlar; bazen de Rabbin itaatkâr kulları olarak, insanları dinden ve Allah Rasûlü’nden uzaklaştırıp kurtarmak{!} için ellerinden geleni esirgemezler.
4-CİNLER`DE sürekli tekrarlar mevcuttur.
İnsanlara sürekli tebliğler vererek, onlara kendilerinin üstünlüğünü kabûl ettirmeye çalışan CİNLER`de mevcut bulunan bir özellik de belirli kelimeleri sürekli tekrar eden cümleler kurmalarıdır.
Böylece:
1-İletişim kurulan medyumun, bu tekrarlarla sanki tesbih çeker gibi beyninde bir açıklık oluşturularak, kendilerine daha fazla bağlanılmasını temin ederler.
2-Zaman zaman düşülen fikir tıkanıklıklarında, cümle tekrarları ile zaman kazanırlar.
cinler kimlere görünür
evet sevgili dostlar cinler eneji'sel bir varlıktır ayetti kerimede: Ve cinleri, maric ateşten (parlak, dumanı olmayan alevden, enerjiden) yarattı.(Rahman suresi 15) Bu enerjiyi görmemiz ancak o enerjinin beynimize girmesi ile görmemiz mümkün.ama onların farklı bir boyuta örnegin bir hayvanın içine ğirmesiylede görebiliriz.Bazende insan beyni içindede olsa kendilerini gizlerler sadece vesvese ile onları hisedersiniz,ben bir hastama bir porselen tabak içine safran mürekkebi ile ayetel kürsi yazıp o yazıyı zemzemle bozup içirdikten sonra hastanın beynindeki cinler hareketlenmeye başladı ve hasta onların gölgelerini görmeye başladı ve seslerini yani kızma ve bagırma seslerini duymaya başladı çünkü ayetel suyunu içildikten sonra o nurlu su damarları gezmeye başlar ve damarda yaşayan cinler o nurlu sudan dolayı şıkışırlar ve sonrasında gizlenenler kendni göstermeye başlar. Hepimizin kulağına az da olsa işte filanın gözüne hayaletler veya cinler görünmüştür diye hep duyarız veya tenha yerlerde cinlerin düğün yaptığı görülmüştür veya peri kızı görenler vs yani anlaşılan insan olmayan bazen görünen ve bazende kaybolan varlıklar peki bu varlıkları neden bazımız görüyor bazımız göremiyor işte size çok büyük bir püf noktası vereceğim evet cinler veya hayalet dediğimiz varlıkları kimler görebilir:
1- Bedenine giren cinlerin zamanla beyin damarlarına yerleşmesiyle görme duyma konuşma koku vs duyuların kontrolünü ele alır o zaman ne olur cinin bakışıyla bakar duymasıyla duyar ve cinin konuşmasıyla konuşursun cin bakışıyla bakarsan cinleri işte o zaman görebilirsin yani demek oluyor'ki bir kişi cinleri görüyorsa Allah onun yardımcısı olsun Allah kurtarsın cinler onun beynine girmiştir ve ona hakim olmuştur Allah muhafaza.
2 -Cinleri birde Allah dostları görebilir çünkü onlardan perde kalkmıştır melekut alemini.berzah yani ruhlar alemini ve cinler alemini görebilirler
ŞUNU'DA ÖZELLİKLE HATIRLATAYIM BAZEN VİDEOLARDA CİNLER DİYE GÖSTERİLENLER VİDEO MONTAJIDIR KESİNLİKLE İNANMAYIN CİNLER KAMERAYA GÖRÜNMEZLER AMA VASITALARI OLAN UFOLAR'IN GÖRÜNMESİ GERÇEKTİR.
1- Bedenine giren cinlerin zamanla beyin damarlarına yerleşmesiyle görme duyma konuşma koku vs duyuların kontrolünü ele alır o zaman ne olur cinin bakışıyla bakar duymasıyla duyar ve cinin konuşmasıyla konuşursun cin bakışıyla bakarsan cinleri işte o zaman görebilirsin yani demek oluyor'ki bir kişi cinleri görüyorsa Allah onun yardımcısı olsun Allah kurtarsın cinler onun beynine girmiştir ve ona hakim olmuştur Allah muhafaza.
2 -Cinleri birde Allah dostları görebilir çünkü onlardan perde kalkmıştır melekut alemini.berzah yani ruhlar alemini ve cinler alemini görebilirler
ŞUNU'DA ÖZELLİKLE HATIRLATAYIM BAZEN VİDEOLARDA CİNLER DİYE GÖSTERİLENLER VİDEO MONTAJIDIR KESİNLİKLE İNANMAYIN CİNLER KAMERAYA GÖRÜNMEZLER AMA VASITALARI OLAN UFOLAR'IN GÖRÜNMESİ GERÇEKTİR.
Kaydol:
Kayıtlar (
Atom)